(4721 S. K. m. 705, 706, 716)
N.A. ile C.D. ve dahili davalı S.D. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Niğde 1. Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 02.10.2003 gün ve 366/532 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı C.D. ve dahili davalı S.D. vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar
Davacı vekili, dava konusu yapılan 148 ada 187 parseldeki taşınmazı davacı ile kardeşi durumundaki davalının bedelini birlikte ödeyerek satın aldıklarını, buna rağmen davalının güveni kötüye kullanarak kendi adına tapu çıkarttığını, takiben davalının noterde ortaklık sözleşmesi yapmaya razı olduğunu belirtmek suretiyle davalı adına olan 280/601 paya ilişkin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı C.D. ile dahili davalı S.D. cevaplarında özetle satış işleminin yasalara aykırı olmadığını bildirmişlerdir.
Mahkemece, kanıtlandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, dahili davalı S.D. vekili ile davalı C.D. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı Niğde 1. Noterliğinin 25.03.2002 günlü ve 3636 yevmiye no'lu düzenleme şeklindeki ortaklık sözleşmesine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davacı vekili, dava dilekçesinde etraflıca açıklandığı üzere 187 parseldeki taşınmazın bedeli davacı ile kardeşi davalı C tarafından birlikte ödenerek satın alındığını, davalının kendi adına tapu çıkarttığını, takiben davalının ortaklık sözleşmesi yapmaya razı edildiğini, buna rağmen müşterek tapu alınmasına yanaşmadığını ifade etmiştir.
Sözü edilen ortaklık sözleşmesinin yapıldığı tarihte dava konusu taşınmaz tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir. 148 ada 187 no'lu parsel 20.07.1994 tarihi itibariyle C.D. adına tapuya kayıtlıdır. Bu taşınmaz 11.06.2002 tarihinde satış yoluyla S.D. adına intikal görmüştür. Dava niteliği itibariyle işbu düzenleme şeklindeki ortaklık sözleşmesinin dayanağı yoktur. Böyle bir ortaklık sözleşmesinin içeriği nazara alındığında iptal ve tescile hak bahşetmeyeceği tartışmasızdır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Dahili davalı S.D. vekili ile davalı C.D.'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine 22.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy