(6831 S. K. m. 1, 2) (3116 S. K. m. 1) (3402 S. K. m. 17) (492 S. K. m. 13)
Dava: Halil Çetin ve Ayşe Çetin ile Hazine ve Yeşilbayır Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Antalya 6. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 10.06.2003 gün ve 1519/603 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ile davalı Hazine vekili taraflarınca süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dilekçesinde mevkii ve hudutları yazılı üç parça taşınmazın vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile krokiye göre B harfi ile gösterilen 4270 m2'lik taşınmaz bölümünün davacılar adına tapuya tesciline, A ve C harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümleri hakkındaki davanın reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, redde ilişkin bölümü davacılar vekili, kabule ilişkin bölümü ise davalı Hazine vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, 1970 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan dava konusu taşınmaz bölümünün; 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca orman sayılmayan yerlerden olduğu, orman mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen 18.08.2002 günlü raporda, kültür arazisi olarak kullanıldığı uzman ziraatçi bilirkişi tarafından düzenlenen 08.08.2002 tarihli raporda gerekçeli olarak açıklandığına, taşınmazın davacılar tarafından taşlık ve çalılıktan imar-ihya edilerek dava tarihinden geriye doğru 20 yılın üzerinde kültür arazisi olarak tasarrufta bulunulduğu yerel bilirkişi ve tanıklarca bildirilmiş bulunduğuna, uyuşmazlığın niteliği itibariyle yasal ilanlar ve incelemeler yapılmış bulunduğuna göre ,Fenni Bilirkişi Sami Yaşar tarafından düzenlenen 05.08.2002 günlü krokide (B) harfi ile gösterilen 4270 m2' lik taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır. Yine 1970 yılında yapılan kadastro çalışmaları esnasında taşlık ve çalılık olarak tespit dışı bırakıldığı anlaşılan krokiye göre (A) harfi ile gösterilen 2913 m2'lik taşınmaz bölümü hakkında, Uzman Ziraatçi Bilirkişi Celal Akkaya tarafından düzenlenen 08.08.2002 tarihli raporda 10 yıl önce davacılar tarafından imar ihyasının tamamlandığının açıklanmasına, imar-ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar davacılar yararına 20 yıllık kazanma süresi ve koşullarının oluşmadığının anlaşılmasına göre, mahkemece bu taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesinde de kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu bölüme yönelik davacılar vekilinin temyiz itirazlarının da reddi ile hükmün krokiye göre (B) harfi ile gösterilen 4270 m2'lik taşınmaz yönünden davanın kabulüne, (A) harfi ile gösterilen 2913 m2'lik taşınmaz yönünden davanın reddine ilişkin bölümlerinin ONANMASINA,
Davacılar vekilinin mahkemece redde karar verilen krokiye göre C harfi ile gösterilen 1159 m2'lik taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, 3116 sayılı Yasa gereğince 1942 yılında yapılan orman sınırlandırma hattının içersinde kalan taşınmazın 1976 tarihinde 6831 sayılı Yasanın 2/B uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması ve davacılar yararına kazanma koşullarının oluşmaması gerekçe gösterilerek redde karar verilmiştir.
Orman kadastro harita ve tutanaklarına ve ormancı bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmaz 1942 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca yapılan çalışmalar sırasında orman sınırlama hattının içerisine alınmış ve 1953 yılında da 5653 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Maki Tefrik Komisyonunca makiye tefrik edilmiş 1976 yılında 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarıldığı bildirilmiştir. 1953 yılında Maki Tefrik Komisyonu'nca makiye tefrik edilen dava konusu yerin ormanla bağlantısı kesilmiş olmaktadır. Bu nedenle orman sayılmayan böyle bir yerin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17.maddesinde belirtilen koşulları altında imar ve ihya edilmesi kazanmayı sağlar. Taşınmazın 1970 yılında tespit dışı bırakıldığı belirlenmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu taşınmazın davacılar tarafından 1970 yılından önce imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirildiğini, o tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduklarını bildirmişler, uzman ziraatçi bilirkişi de taşınmazın 25 yıl önce imar-ihya edilerek tarıma kazandırıldığını açıklamıştır. O halde, taşınmaz bölümü yönünden da davacılar davasını kanıtlamış olmaktadır. Krokiye göre C harfi ile gösterilen bölüm yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün krokiye göre C harfi ile gösterilen 1159 m2'lik taşınmaz hakkındaki davanın reddine ilişkin bölümünün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/İ maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına ve 7.880.000.-lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.220.000.-liranın temyiz eden davacıdan alınmasına 16.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy