(743 S. K. m. 634) (4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26) (3402 S. K. m. 13, 33)
Dava: Ahmet Kahraman ile Abdullah Aslanhan ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Vize Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 27.06.2003 gün ve 18/164 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Selahattin Selvi, Ayşe İçöz (Aslanhan), Emine Aslanhan ve Abdullah Aslanhan taraflarınca süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan miras bırakanı adına 23.11.1933 tarih ve 392 numarada kayıtlı taşınmazın kayıt malikinin mirasçıları arasında yapılan taksimle mirasçılardan Abdurrahman'a kaldığını, onun da uyuşmazlık konusu bölümü 1960 yılında vekil edenine satıp devrettiğini, o tarihten bu yana tasarruf edildiğini açıklayarak bu yere ait tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Selahattin Selvi, tapulu bir yerin zilyetlik yolu ile kazanılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, yukarıda tarihi ve sayısı yazılı tapu kaydının kapsamında kalan 14.03.2003 günlü krokide B harfi ile gösterilen 2225.387 m2 yere ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Selahattin ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümünü kapsayan tarihi ve sayısı yukarıda yazılı tapu kaydı davalıların miras bırakanı Bedirkan oğlu Abdi karısı Hatice, üvey oğlu Abdurrahman ve kızı Refiye adına tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir. Dosya arasındaki mirasçılık belgesine göre davalılar kayıt maliklerinin mirasçılarıdır.
Davacı vekili, dava konusu taşınmaz bölümünün kayıt malikinin mirasçıları arasında yapılan taksimle Abdurrahman'a isabet ettiğini, onun da 1960 yılındaki satış ve devri ile vekil edenine geçtiğini, o tarihten bu yana zilyet olduğunu ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Kural olarak tapulu bir taşınmazın haricen satışı TMK.nun eski 634, yeni 706, Borçlar Kanununun 213 ve Tapu Kanununun 26.maddesi hükümleri karşısında geçersizdir. Ancak kanunun açıkça düzenlediği ve izin verdiği hallerde böyle bir yerin kazanılması mümkün olabilir. Harici satışa değer veren 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesindeki koşulların davacı yararına oluştuğu toplanan deliller ve dosya içeriği ile sabit olmuştur. Her ne kadar dava konusu taşınmaz kadastro görmemiş ise de, 3402 sayılı Kanunun 33. maddesinin son fıkrası hükmüne göre kadastrosuna başlanan bölgelerde zilyet lehine açılan davalarda bu Kanunun zilyede tanıdığı haklar dava ve def'i yolu ile ileri sürülebileceği belirtilmiştir. Vize ilçesinde kadastro faaliyetlerine başlandığı, dava konusu yer hakkında henüz kadastro tutanağı düzenlenmediği bildirilmiş bulunduğuna göre anılan hüküm yolu ile davacının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesinden yararlanması mümkündür. Mahkemece, bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş bulunmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Selahattin Selvi ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 9.100.000 lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 26.945.000.- liranın temyiz edenlerden alınmasına 19.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy