(3402 S. K. m. 16) (1086 S. K. m. 76)
Dava: Ali Rıza Alataş ve müşterekleri ile Hazine ve dahili davalı Gökköy Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının reddine dair Çorum 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 06.11.2003 gün ve 569/371 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, ortak miras bırakanından kalan dava konusu taşınmaz bölümünün 110 ada 56 parsel içerisinde sınırlandırıldığını açıklayarak bu yere ait sınırlandırmanın iptali ile vekil edenleri adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan parselin tespit dışı bırakıldığı 1993 yılından 13.03.2003 dava tarihine kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık sürenin geçmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 110 ada 56 parsele ait kadastro tutanağında; tapu ve vergi kaydı bulunmayan işbu taşınmazın taşlık yerlerden olup, kültür arazisi olarak kullanılmasının mümkün olmadığı ve halen de taşlık ve kayalık halinde bulunduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca 05.08.1992 tarihinde sınırlandırıldığı, tutanağın mülkiyet sütununda tescil harici olduğundan sınırlandırıldığı açıklaması yapılmıştır. Belirtildiği üzere; dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmek suretiyle sınırlandırma yapılmıştır. Başka bir anlatımla; bu yer, tespit dışı bırakılan bir yer niteliğinde değildir. HUMK. nun 76. maddesi hükmü uyarınca; davanın esası olan olayların ileri sürülmesi taraflara, bunların nitelendirilmesi ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacılar vekilinin açıkça sınırlandırmanın kısmen iptal ve tescilini istediği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi yanlış nitelendirilerek taşınmazın tespit dışı bırakılan bir yer olduğu ve tespit dışı bırakılma işleminin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşullarının geçmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. İddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanması, taşınmazın niteliğine göre imar ve ihyaya muhtaç yerlerden bulunup bulunmadığı, böyle bir yer ise ihya olgusunun yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa hangi tarihte tamamlandığı, komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve dayanak belgelerin de getirtilerek gözönünde tutulması, taşınmazın niteliği hakkında ziraatçı uzman bilirkişiden gerekçeli rapor alınması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 7.900.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy