(3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 640) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Hatice İlkbahar tereke mümessili İsmet İlkbahar ile Akdeniz Belediye Başkanlığı ve Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Mersin 1.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 28.05.2001 gün ve 931/551 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Akdeniz Belediye Başkanlığı vekili ile Hazine vekili taraflarınca süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, 5709 ada 2 parsel kapsamında kalan vekil edenlerinin miras bırakanı Hatice'nin zilyetliğinde bulunan 94 m2 yer ile kuzey batısında bulunan tespit dışı 500 m2 alanla birlikte Hatice İlkbahar mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ve Akdeniz Belediye Başkanlığı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece 24.03.1997 günlü krokide D1 harfi ile gösterilen 51,75 m2 yere ait tapu kaydının iptali ile krokide C harfi ile gösterilen tespit dışı bırakılan 149,20 m2 yerle birlikte Hatice İlkbahar mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili ile Akdeniz Belediye Başkanlığı vekili taraflarından temyiz edilmiştir.
Dava, 5709 ada 2 parsel kapsamında kalan yer ile tespit dışı bırakılan alanın tescili isteğine ilişkindir. Dosyadaki bilgilere göre, dava konusu taşınmaz bölümleri 1947-1948 yıllarında paftasında yol olarak bırakılmış, 1995 yılında yapılan imar uygulaması sonucu 5709 ada 2 parsel olarak davalı Akdeniz Belediye Başkanlığı adına tapuya tescil edilmiştir. Davacılar vekili, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak istekte bulunmuştur. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi fazla bir açıklamada bulunmaksızın davacılar ve miras bırakanı Hatice'nin 45 seneyi aşkın bir süreden beri zilyet olduğunu açıklaması üzerine mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Bu tür uyuşmazlıklarda kazanmayı sağlayan zilyetliğin Hazineye karşı kanıtlanması gerekir. Somut olayda; tanık dinlenilmeksizin bilgisine başvurulan yerel bilirkişinin sözleri kazanmayı sağlayan zilyetlik bakımından yeterli değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmüne göre; maddi olaylardan sayılan zilyetliğin yerel bilirkişi, tanık ve benzeri her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Davacılar vekili, dava dilekçesinde tanık deliline dayandığına göre bu konuda kendilerine süre ve imkan tanınması, göstereceği tanıkların yöntemine uygun bir biçimde dinlenilmesi gerekir. Tanıkların bilgisine başvurulmadan davanın kanıtlanmış olduğu yolundaki mahkemenin kabulü yerinde değildir. Taşınmaz paftasında yol olarak bırakıldığına göre, böyle bir yerin nasıl kazanıldığının ayrıntılı olarak araştırılıp belirlenmesi gerekir. Yolun terk edilen yerlerden olup olmadığı, böyle bir yer ise terk tarihinden 5709 ada 2 parselin tapuya bağlandığı, diğer bölümlerin de dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşullarının geçip geçmediğinin araştırılıp belirlenmesi, taşınmazın niteliği hakkında uzman bilirkişiden gerekçeli rapor alınması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: Davalı Hazine ve Akdeniz Belediye Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 4.960.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden Belediye Başkanlığına iadesine, 14.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy