(743 S. K. m. 639) (4721 S. K. m. 713) (6831 S. K. m. 1) (3402 S. K. m. 4)
Dava: Mehmet Hilmi Ergen ile Hazine, Orman İdaresi ve Çercioğlu Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Düziçi Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.01.2004 gün ve 216/22 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları belirtilen yaklaşık 50 dönüm miktarındaki bir parça taşınmazın zilyetlik nedeniyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Davalı köy tüzel kişiliği temsilcisi, davaya karşı bir diyeceği olmadığını bildirmiştir.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın MK. nun 639 (TMK. nun 713/1) maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasen intikal, taksim ve eklemeli zilyetlik nedenine dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur.
Dava konusu taşınmaz 1972 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşlık ve çalılık olarak tespit ve tescil dışı bırakılmıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. TMK. nun 713/1. maddesi uyarınca; bir yerin tapuya tesciline karar verilmesi için tapuda kayıtlı olmaması gerekir. Tescil konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulması,
Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Kazanmayı sağlayan zilyetlik olayı maddi olaylardan olup, yerel bilirkişi, tanık sözleri ve her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Somut olayda; mahkemece doğrudan doğruya seçilen üç yerel bilirkişinin sözlerine dayanılarak hüküm kurulmuştur. Yerel bilirkişilerin sözleri kazanmayı sağlayan zilyetlik bakımından hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı dilekçesinde tanık deliline de dayandığına göre, davacıya tanıklarını bildirmek üzere süre ve imkan tanınması, ondan sonra taşınmaz başında keşif yapılmak suretiyle yerel bilirkişi ve tanıklardan davacının bu yerdeki zilyetliğinin başlangıcı, süreci ve niteliğinin olaylara dayalı olarak sorulması, taşlık ve çalılık niteliği ile tespit dışı bırakılan bir yer ancak imar-ihya yoluyla kazanılabileceğinden bu yerin davacı tarafça para ve emek sarfı ile imar-ihya edilip edilmediğinin, imar-ihyanın hangi tarihte başladığının ve tamamlandığının, zilyetliğin ekonomik amaca uygun olarak sürdürülüp sürdürülmediğinin sorulup belirlenmesi, tespit dışı bırakılma tarihinden dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşullarının geçip geçmediğinin göz önünde tutulması,
Ayrıca, komşu 395, 396, 398 ve 759 parsellerin tapuya tesciline ilişkin hüküm dosyalarının getirtilip dosya içine konulması, değerlendirilmede nazara alınması,
Bu suretle yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması gerekmektedir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde bulunmaktadır.
Davalı Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarına gelince: Orman İdaresinin karşılık yazısı ve tutanaktaki bilgiler ile ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen rapordaki açıklamalara göre, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman sınırlandırma ve nitelik kaybı sebebiyle çıkarma işlemlerinin 1996 yılında yapılıp kesinleştiği, dava konusu taşınmaz bölümünün kesinleşmiş haritada ve sınırlandırma hattının dışında sarı renkle taralı orman sayılmayan sahada kaldığı açıklanmıştır. Bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi işleminde, sınırlama çalışmaları yapılmış ise o yerin sınırlama haritasına göre orman sayılan yerlerden olup olmadığının, orman sınırlaması yapılmamış ise memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planlarına göre niteliğinin belirlenmesi gerekir. Somut olayda; davanın açılması tarihinden önce dava konusu yerde yetkili orman kadastro komisyonlarınca orman sınırlandırma çalışmaları yapılmış, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan ve nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarılan ziraat arazileri arasında yer aldığı açıklanmak suretiyle tahdit yapılmıştır. Bu durumda, taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 1. maddesi hükmü uyarınca orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü mümkün değildir. Az öncede açıklandığı üzere; 3402 sayılı Kanunun 4. maddesinde yazılı sınırlı durum dışında Kadastro Komisyonlarının bir yerin orman olup olmadığını belirtme yetkisi bulunmamaktadır. Somut olayda; dosya arasındaki tutanaklara göre, yetkili orman kadastro komisyonlarınca çalışma yapıldığı belirlenmiş ve taşınmaz orman sınırlandırma hattının dışında bırakılmıştır. Bu durumda, 6831 sayılı Kanunun 1. maddesi karşısında hiç orman sayılmayan bir yerin kazanma koşulları mevcut ise edinilmesi mümkün olabilir. Açıklanan nedenlerle davalı Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Yukarıda izah edilen sebep ve gerekçelere göre davalı Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 160.500.000 lira peşin harcın istek halinde Orman İdaresine iadesine 17.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy