(3402 S. K. m. 16) (4721 S. K. m. 747) (743 S. K. m. 671)
Dava: Fevzi Kılıçel ile Halil Sait Kılıçel aralarındaki tapu iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi davasının kabulüne dair Ayrancı Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 25.12.2003 gün ve 138/176 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Halil Sait Kılıçel tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 106 ada 4 nolu parsel içinde bulunan mevcut kadim yola ait taşınmaz bölümüne ilişkin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına özel yol olarak tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davayı kabul etmediğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya ait 106 ada 4 nolu parsel içinde teknik bilirkişinin krokisinde kırmızıya taralı A harfi ile gösterilen kısmın 4 nolu parselden ifrazen iptali ile 4 ve 5 nolu parsellere ait yol olarak tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacıya ait 106 ada 4 parsel içinde mevcut kadim yolun anılan parselden ifrazı, parselin tapu kaydının kısmen iptali ile paftasında yol olarak bırakılmasına ilişkindir.
Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin gerekçesine katılmak mümkün değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi uyarınca yol, meydan, köprü gibi orta mallar haritasında gösterilmekle yetinilir hükmüne yer verilmiştir. Bu bakımdan yolların tapuya tescili mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan, 106 ada 4 ve 5 nolu parsellerin tarafların babası Mustafa Kılıçel'den kaldığı, 5 nolu parselin baba tarafından davacıya, 4 nolu parselin ise davalıya verildiği, 1993 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 5 nolu parselin davacı, 4 nolu parselin ise davalı adına tespit edildiği, kadastro tutanaklarının kesinleşmesi üzerine adlarına tapuların oluştuğu anlaşılmıştır. Keşifte dinlenen tarafların babası Mustafa Kılıçel; ben davacıya yol bırakmadım, dava konusu taşınmazlar bütün halindeyken nizalı yeri ben yol olarak kullanıyordum. Halen de kullanıyorum. Ama ben özel olarak Fevzi'nin olsun diye yol bırakmadım açıklamasında bulunmuştur. Taşınmazın tarafların babasından kaldığı anlaşıldığına göre 5 nolu parselin içinde kadim ve özel yolun bulunmadığı bizzat taşınmazın ilk sahibinin beyanı ile belirlenmiştir. Bunun dışında davacı tarafından Ayrancı Asliye Hukuk Mahkemesinde davalıya karşı açtığı geçit hakkının tanınmasıyla ilgili 10.4.2002 tarih 2001/76 esas, 2002/40 karar sayılı dosyadaki bilgi ve belgeler, keşif tutanağı kapsamı, teknik bilirkişi raporu ve krokisi, mahkemenin aynı kararında dayandığı gerekçe ile dava dosyası içinde bulunan Teknik Bilirkişi İbrahim Çetin'in 28.10.2003 ve 14.11.2003 tarihli rapor, ek rapor ve krokilerine göre, her iki parselin batısında 10 m. genişliğinde yolun bulunduğu, kullanılabilir nitelikte ve iki arabanın rahatça geçebileceği bir yol olarak önceki dosya kapsamı ile de belirlendiği, bu konuda mahkemenin gözlemini de kararına yazdığı anlaşılmıştır. Davacının maliki bulunduğu 106 ada 5 nolu parselin yola cephesi bulunması nedeniyle TMK. nun 747 (MK. nun 671) maddesi karşısında geçit hakkı istemeye yasal olarak imkan bulunmadığı anlaşıldığına göre; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10.800.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy