(2863 S. K. m. 3, 5, 7, 8, 9)
Dava: Mevlüt Pınar ve M. Ali Pınar ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Aydıncık/Mersin Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 01.07.1999 gün ve 22/112 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, vergi kaydı ve tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak 1600 parselin tapu kaydının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1005 m2 yüzölçüme sahip 1600 parsele ait kadastro tutanağında edinme sebebi sütununda numaraları yazılı diğer parsellerle bir bütün halinde iken, taksim ve birbirini izleyen satış ve devirlerle davacılara geçtiği, ancak kıyı kenar çizgisinin içinde kalmış olması nedeniyle 25.2.1988 tarihinde tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, açıklamaların son kısmında sit alanı olduğu el yazısı ile yapılan bir ilave ile yazılmıştır. Davacılar 1937 tarih 138 numaralı vergi kaydı ve zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Yerel bilirkişi ve tanıklar tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyetliği nakletmeleri ve dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin dışında ve üzerinde 2863 sayılı Kanun kapsamında kalan herhangi bir eser bulunmaması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Az öncede açıklandığı üzere dava konusu parsel kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Dosya arasındaki belgelere göre dava konusu taşınmazın bulunduğu kıyı bandında Kıyı Kanunları uyarınca yapılan çalışmalar sırasında dava konusu taşınmaz kıyı kenar çizgisi içerisine alınmış, Sabri Gürbüz ve arkadaşlarının Adana İdare Mahkemesine açmış oldukları kıyı kenar çizgisinin iptaline ilişkin davanın kabulüne, davalı Bakanlığın işleminin iptaline ait hüküm Danıştay 6. Dairesince onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Kıyı kenar çizgisinin iptal işleminden sonra Aydıncık Belediye Başkanlığınca ikinci defa kıyı kenar çizgisi düzenlenmiş ve taşınmaz kıyı kenar çizgisinin dışında bırakılmıştır. Davacıların aynı parsel hakkında daha önce açtıkları ve takip etmemeleri nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilen Aydıncık Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/11 esas numaralı dava dosyası üzerinde jeolog uzman bilirkişi aracılığıyla yaptırılan incelemede dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı belirlenmiştir. Tüm bu belirlemeler karşısında dava konusu taşınmaz 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümleri uyarınca kıyı kenar çizgisi dışında kalan bir yerdir.
Taşınmazın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile olan ilgisine gelince; kadastro tutanağının mahsus sütununda el yazısı ile dava konusu taşınmazın sit alanı olduğu açıklanmıştır. Davanın açılmamış sayılmasına ilişkin önceki dava dosyası üzerinde verilen kabule ilişkin hüküm Hazinenin temyizi üzerine dava konusu yerin 2863 sayılı Kanun hükümleri uyarınca korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarını kapsayıp kapsamadığına işaret edilmek suretiyle bozma sevk edilmiştir. Dosya arasında bulunan Kültür Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun dosya içerisindeki 9.9.1978 günlü kararı, ekli liste ve haritaya göre dava konusu parsel ve çevresinin korunması gerekli BERENİCE eski eser olarak tescillerine karar verildiği açıklanmıştır. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun tanımlar ve kısaltmalar başlığını taşıyan 3. maddesinde kültür ve tabiat varlıkları, sit alanı ve bunların korunma alanlarının tanımları yapılmış, 5. maddesinde korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının Devlet malı niteliğinde, 7. maddesinde bu tür varlıklar ile ilgili yapıların koruma kurulu kararıyla tescil olunacağı açıklanmış, 8. maddesinde de korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tespiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesis yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisinin Koruma Kuruluna ait olduğu açıklanmış, 9. maddesinde de bu alanlar üzerinde her türlü tasarruf yasaklanmıştır. Dava konusu parsel üzerinde BERENİCE Antik Kenti yer almakta olup korunması gerekli eski eser olarak tesciline karar verilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve 2863 sayılı Kanunun anılan hükümleri karşısında böyle bir yerin kazanılması mümkün olamaz. Bu açıklamalar gözönünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy