(743 S. K. m. 639) (4721 S. K. m. 713) (442 S. K. m. 20, 33)
Dava: Zeynal Kuşdoğan ile Hazine ve Kuşdoğan Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Yeşilyurt/Malatya Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 31.10.2003 gün ve 147/192 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları belirtilen bir parça taşınmazın imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılamayacağını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Köy Tüzel Kişiliği, ayrıca cevap ve delil bildirmemiştir.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın MK. nun 639 (TMK. nun 713/1.) maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir.
Dairemizin 01.05.2003 günlü ve 2922/3050 esas ve karar sayılı bozma ilamında özetle; ... Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının aynı zamanda davalı Kuşdoğan Köyünün muhtarı olduğu, aynı davada Köy Tüzel Kişiliğini temsil etmesinin mümkün olmadığı, 442 sayılı Köy Kanunu hükümleri uyarınca davada davalı köyü temsil etmek üzere Köy Derneğince bir temsilci atanarak onun huzuruyla yargılamaya devam olunması, ondan sonra uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiği ... belirtilmiş, mahkemece bozma kararına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yerel mahkemece bozma kararına uyulmuş olmasına karşın bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Yargıtay bozma ilamına uyulmakla ilgilileri yönünden usulü kazanılmış hak doğar ve mahkemece bozma kararında gösterilen esaslar çerçevesinde araştırma ve inceleme yapmak ve buna göre hüküm kurmak yükümlülüğü ortaya çıkar. 442 sayılı Köy Kanununun 33/b fıkrasında Köy tüzel kişiliği ile davacı ve davalı olan muhtar ve ihtiyar meclisi üyeleri bu davalarda köy tüzel kişiliğini temsil edemezler. Yetkili temsilciyi Köy Derneği seçer denilmektedir. Aynı Kanunun 20. maddesi ile de Köy Derneğinin oluşumu düzenlenmiş bulunmaktadır. Dosyaya sunulan 26.06.2003 tarihli belgeye göre ise; köy temsilcisi eldeki dosyada davacı durumunda bulunan köy muhtarı ile üç aza tarafından görevlendirilmiş olmaktadır. Bu durumda yetkili temsilci anılan kanun hükmüne uygun olarak seçilmiş değildir. Yetkili temsilci kanun hükmüne uygun olarak Köy Derneğince seçilmelidir. İşbu davada davalı köyü temsil etmek üzere Köy Derneğince bir temsilci atanarak onun huzuru ile yargılamaya devam olunması, ondan sonra uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK'nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına 01.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy