(4721 S. K. m. 706, 713) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Hasan Yavuk ile İmhan Gök ve müşterekleri aralarındaki tescil davasının reddine dair Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.03.2004 gün ve 1097/252 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.09.2004 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflar ve vekilleri gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dışı diğer parsellerle birlikte dava konusu 376 parselin vekil edeni tarafından 1966 yılında satın ve devralındığını, kayıt maliklerinin bilinmeyen ve ölü kişi olduğunu, kaydın intikal görmediğini, TMK. nun 713/2. maddesi hükmü uyarınca hukuki değerini yitirdiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Yargılama oturumuna katılan davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, tapulu bir taşınmazın haricen satış ve devrinin geçersiz bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tapulu bir taşınmazın haricen satış ve devri TMK. nun 706, Borçlar Kanununun 213 ve Tapu Kanununun 26. maddesi hükmü karşısında geçersizdir. Mahkemenin açıklanan maddelere uygun düşen red gerekçesi yasa maddelerine uygun ise de, somut olayda davacı TMK. nun 713/2. maddesinde yazılı sebebe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Dava, TMK. nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK.nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir denilmiştir.
Dava konusu parsele ait kadastro tutanağında zilyetliğe dayanılarak 21.6.1961 tarihinde Cuma kızı ölü Fatma Polat vereseleri adına tespit edilmiş ve 19.3.1962 yılında tapuya tescil edilmiştir. Dosya arasında bulunan mirasçılık belgesine göre Cuma kızı ölü Fatma Polat'ın mirasçılarının hayatta olduğu anlaşılmaktadır. Tespit şekline göre dava konusu parsel Fatma mirasçıları adına elbirliği ile mülkiyet şeklinde tapuya tescil edilmiş bulunmaktadır. Kayıt malikleri hayatta olduğuna göre böyle bir kaydın TMK.nun 713/2. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesi mümkün olmaz. Davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerekirken tapulu bir taşınmazın haricen satış ve devrinin geçersiz olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, hüküm redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru görülmüştür.
Sonuç: Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 10.100.000. lira peşin harcın onama harcına mahsubuna 21.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy