(743 S. K. m. 639, 648, 650) (4721 S. K. m. 501, 713, 724)
Dava: Uğur Aydın Batur ile Hazine, İtalyan uyruklu Kadon kayyımı İstanbul Defterdarı, Sarıyer Belediye Başkanlığı ve Kadon aralarındaki tapu iptali, tescil ve kayyımlığın kaldırılması davasının reddine dair Sarıyer Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 17.2.2004 gün ve 177-32 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Karar: Davacı vekili, İstanbul İli, Sarıyer İlçesi, Büyükdere Mah. Sefaret Sk. 44 numarada bulunan 586 ada 5 parsele 1957 yılından bu yana davasız, aralıksız ve malik sıfatı ile zilyet olduğunu, 1974 yılında üzerine iki katlı bina yaptığını, binanın değerinin arsanın değerinden fazla olduğunu, kayıt malikinin kim olduğu bilinmeyen kişi olduğunu, öncelikle TMK.nun 639/2. maddesi hükmü uyarınca tapu kaydının hukuki değerini yitirmesi nedeniyle, bu istek yerinde görülmediği takdirde aynı kanunun 650. maddesi uyarınca tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline, bu isteği de yerinde görülmediği takdirde iki katlı binanın vekil edeni tarafından yapıldığının tespitine, kayıt malikine kayyum atanmasına ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Kayıt maliki, Kadon'un kayyumu, davalı Hazine ve Sarıyer Belediyesi vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı vekilinin tüm isteklerinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, kayıt malikinin kayyumu adına Hazine vekili ve davacı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Kayıt malikinin kayyumu İstanbul Defterdarlığı adına Hazine vekili, hükmü Avukatlık ücreti yönünden temyiz etmiştir. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları kapsamına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek yazılı şekilde avukatlık ücretine karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre kayyum vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
Dava konusu 586 ada 5 parsel İtalyan ebaası Kadon adına kayıtlıdır. Bu parsele ait kadastro beyannamesinde, Kanunusani 1320 tarih ve 163 numaralı tapu kaydına dayanılarak 16.10.1952 tarihinde Kadon adına tespit edilmiş, beyanname ve ekleri komisyona sunulmuştur. Komisyonca da 26.1.1953 tarihinde tespit gibi malik adına tespitine karar verilmiştir. Somut olayda, davacı kayıt malikinin bilinmeyen bir kişi olduğunu ileri sürmüştür. Dava konusu parsele ait kadastro beyannamesi ve dayanak tapu kaydındaki bilgilere göre maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan kişi olmayıp, tanınan ve bilinen bir kişidir. Bu husus gözönünde tutularak yargılamanın devamı sırasında kayıt maliki Kadon'a dava yöneltilmek suretiyle taraf teşkili sağlanmaya çalışılmıştır. Mahkemece, kayıt malikinin kimliği ve adresine ait bilgiler sağ veya ölü olup olmadığı belirlenmeden Hazine ve Belediyeye karşı dava yürütülüp yazılı şekilde sonuçlandırılmıştır.
Dava mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Bu tür uyuşmazlıklarda davanın kayıt maliki, ölü ise belirlenecek mirasçılarına yöneltilmesi gerekir. Kayıt maliki Kadon'un ölü veya sağ olduğu belirlenmediği gibi mirasçı bırakıp bırakmadığı da araştırılmamıştır. Gerçekten de kayıt maliki, mirasçı bırakarak ölen bir kişi ise o takdirde TMK. nun eski 639/2, yeni 713/2. maddesi uyarınca tasarruf edilmiş olması halinde tapu kaydının hukuki değerini yitirmesi nedeniyle iptal ve tescili istenebilir. Kayıt maliki hiç mirasçı bırakmadan ölen bir kişi ise TMK. nun 501. maddesi hükmü uyarınca terekesi Devlete intikal edeceğinden böyle bir yerin kazanılması mümkün olamaz. Mahkemece, az öncede açıklandığı üzere kayıt malikinin ölü veya sağ olup olmadığı, ölü ise mirasçı bırakıp bırakmadığı belirlenmeden ve taraf teşkili sağlanmadan yargılamanın yürütülmüş olması doğru görülmemiş ise de, dava redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru görüldüğünden bu yön bozma sebebi yapılmamıştır.
TMK. nun eski 648 ve devamı, yeni 724. maddeleri uyarınca meseleye bakılınca anılan maddelerde belirtilen koşullar oluşmadığı için anılan maddelere dayanılarak iptal ve tescile karar verilmesi de mümkün olamaz. Tüm bu açıklamalar karşısında tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının reddi ile tapu iptali ve tescil davasına ilişkin hüküm bölümünün ONANMASINA,
Davacı vekili iptal ve tescile ilişkin isteği yerinde görülmediği takdirde dava konusu parsel üzerinde yapılan iki katlı binanın vekil edeni tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, başkasının adına tapulu bulunan bir yer üzerindeki binanın tespitinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin açmış olduğu eda davası niteliğindeki tapu iptali ve tescil davası reddedilmiş bulunduğuna göre parsel üzerinde yapılan binanın vekil edeni tarafından yapıldığının tespitini istemekte hukuki yararı vardır. Bu konuda taraf delilleri toplanarak birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu isteğin de reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz isteğinin kabulü ile binanın vekil edeni tarafından yapıldığının tespitine ilişkin hüküm bölümünün BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 10.100.000 lira peşin harcın onama harcına mahsubuna 07.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy