(1086 S. K. m. 151, 265, 272)
Dava: Ayşe ve K. Köyü Tüzel Kişiliği ile Adil aralarındaki el atmanın önlenilmesi, tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Karaman Sulh Hukuk Hakimliği'nden verilen 28.03.2005 gün ve 743/328 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Ayşe vekili, müvekkilinin 140 ada 15 numaralı parselin maliki olduğunu, kadastro sırasında 30 m2'lik yerinin komşu 140 ada 17 parsel numarası içerisinde gösterildiğini açıklayarak bu kısmının tapusunun iptali ile adına tapuya tesciline, davalının müdahalesinin men 'ine karar verilmesini istemiştir.
Birleştirilen davanın davacısı köy tüzel kişiliği de, dava konusu 17 numaralı parselin yaklaşık 30 m2'lik kısmının yol, boşluk gibi köye ait yerler olduğunu, davalının müdahalesinin men 'ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Adil, taşınmazın babasından kaldığını, her iki davacının davasının reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacıların ayrı ayrı açılıp birleştirilen davalarının reddine karar verilmiştir.
Hüküm, Ayşe ve K. Köyü Tüzel Kişiliği vekili Av. Ş.Y. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 17 numaralı parselin içerisinde gösterilerek kadastroca davalı adına tespit ve tescil edilen ve fen memuru bilirkişinin krokisinde D harfi ile gösterdiği 58,96 m2 yer üzerinde taraflar arasında ihtilaf bulunmaktadır.
Mahkemece, taraf delilleri toplandıktan sonra her iki dosya üzerinde mahallinde ayrı ayrı yapılan keşiflerde, davacı ve davalı tanıkları dinlenmiştir. Yerel mahkemenin 15.03.2005 tarihinde yaptığı keşifte davacı şahitleri davalı şahitleri birlikte dinlenmişlerdir. Oysa, HUMK'nun 265. maddesine göre; şahitler ayrı ayrı dinlenir; gerektiğinde hakim tarafından yüzleştirilirler. HUMK'nun 272. maddesi de şahidin ifadesinin zabıtnameye yazılıp huzurunda okunduktan sonra altının kendisine imzalattırılacağını düzenlemiştir. Mahkemenin davacı şahitleri Mahmut, İsmail ve Salih'i birlikte dinlemesi yanlış olduğu gibi, yine davalı şahitleri H., Y. ve M'nin de birlikte dinlenmesi, keza mahalli bilirkişi ve tutanak bilirkişilerinin de aynı biçimde dinlenerek beyanlarının zapta geçirilmesi, yukarıda açıklanan usul hükümlerine aykırıdır.
Ayrıca, davacılardan K. Köyü Tüzel Kişiliğinin açtığı davayı 15.03.2005 tarihli keşifte davalı Adil kabul etmiş ve beyanının altını HUMK'nun 151/son maddesi hükümlerine uygun bir biçimde imzalamıştır. Yerel mahkemenin davalı Adil'in kabul beyanını dikkate almayarak davacı K. Köyü Tüzel Kişiliğinin davasını reddetmesi de doğru olmamıştır.
Yine davalı Adil'in 28.03.2005 tarihli celsede, davacı Ayşe'nin evinin önündeki yola da bir diyeceği olmadığını beyan etmiş olması dikkate alınarak bu yerin yapılan keşifte nereye uyduğu bilirkişi fen memuruna açıklatıp, davalı Adil'in HUMK'nun 151/son maddesine göre beyanının zapta geçirilip imzasının alınması gerekir.
Mahkemece yapılacak iş; davacılardan K. Köyü Tüzel Kişiliği tarafından açılan davanın davalı Adil tarafından kabul edilmesini dikkate almak, diğer davacı Ayşe yönünden tarafların bildirdikleri delilleri değerlendirmek, taraf şahitlerini HUMK'nun 258,259. madde hükümleri gereğince davet edip mahallinde HUMK'nun 265. maddesi hükmüne uygun bir biçimde dinlemek, davalı Adil'in Ayşe'nin evi önündeki yolla ilgili kabul beyanı hakkında yeniden ifadesine başvurup söyleyeceklerini zapta geçirip imzasını almak, mahallinde yapılacak keşifte ihtilaflı yeri her iki davacı yönünden ve davalının kabul beyanlarını da dikkate alarak belirlemek ve sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 23.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy