(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17) (6831 S. K. m. 2)
Dava ve Karar: Beyköy Köyü Tüzel Kişiliği ile Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Sarıcakaya Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 28.04.2004 gün ve 6/11 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi ile Orman İdaresi vekili taraflarınca süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı köy muhtarı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın köy tüzel kişiliği adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Orman Genel Müdürlüğü vekili, uyuşmazlık konusu yerin orman olduğunu, ormanların zilyetlikle kazanılamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Orman İdaresi vekili ile Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil davasıdır.
Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Teknik Bilirkişi Sabri Çelebi ve arkadaşının 10.10.2003 tarihli rapor ve krokisinde taşınmazın güney doğusunda DSİ'ce Beyköy HES enerji kanalı ve Sarıcakaya POMPAJ sulaması tesislerine ait P2 sağ kanalet hattının bulunduğu gösterilmiştir. TMK.nun 713/3. fıkrası uyarınca ilgisi nedeniyle davanın DSİ Genel Müdürlüğü'ne yöneltilmesi, davaya katıldıkları takdirde açılmış bulunan davaya karşı delillerini sunmaları için kendilerine süre ve imkan tanınması ve taraf teşkilinin bu şekilde sağlanması gerekmektedir.
İşin esasının incelenmesine gelince; taşınmazın; dava dilekçesindeki bilgilere göre, batı ve kuzey yönünde Devlet ormanının yer aldığı görülmektedir. Orman Yüksek Mühendisi Ali Sayımoğlu'nun raporunda; taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 1946 yılında orman kadastro çalışmaları yapılmış olup, aynı tarihte kesinleştiği, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca herhangi bir çalışmanın yapılmadığı ifade edilmiştir. Ancak, orman yüksek mühendisinin raporu kapsamı itibariyle yeterli görülmemektedir. Haritaların uygulanması konusunda bazı duraksamaları açıkça ifade etmiştir. Orman İşletme Şefi'nin 05.06.2003 tarih ve 108 sayılı yazılarında; tahdit çalışmalarına ilişkin haritaların gönderildiği, ancak çalışmalara ait arazi tutanaklarının Orman Genel Müdürlüğü'nden istendiği, geldiğinde mahkemeye sunulacağının bildirildiği, fakat tutanakların dosyaya sunulmadığı ve keşfin yapıldığı görülmektedir. Bu bakımdan 3116 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 1946 yılında yapılan kesinleşen orman kadastro çalışmalarına ilişkin tutanaklar ve belgeler orman işletme şefliğinde bulunmadığı takdirde, Orman Genel Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, kesinleşmiş orman sınırlandırmasına ilişkin harita tutanak ve belgelerin daha önce götürülen orman yüksek mühendisi dışında başka bir yüksek mühendisi veya mühendisi vasıtasıyla zemine uygulanması, taşınmazın kesinleşen orman sınırlandırma hattının içinde kalıp kalmadığının kesin olarak belirlenmesi, taşınmaz; 1954 yılında 5602 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tespit dışı bırakılan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, bu tarihte ne niteliği ile tespit dışı bırakıldığının Kadastro Müdürlüğü'nden sorulması, tatmin edici cevap verilmediği taktirde yerinde yapılacak keşifte, gerekirse pafta üzerinde inceleme yapılmak suretiyle ve taşınmazın çevre parselleri ile birlikte toprak incelemesi yapılarak niteliğinin belirlenmesi, zilyetlik yoluyla edinilecek yerlerden olup olmadığının saptanması, bu konularda uzman bilirkişilerden (ziraat mühendisi ve teknik bilirkişiden) gerekçeli tatmin edici ve denetime açık raporun alınması gerekir.
Bundan ayrı, kabulüne karar verilen 21308 m2'lik taşınmaz Devletçe sulanan yerlerden olup, davacı daha önce aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 1999/9 esas ve 2000/1 sayılı kararıyla 9651 m2'lik sulanan yer aldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca sulu toprakta en fazla 40 dönüm alınabileceği gözetilerek davacının üzerinde kayıtlı bulunan ve tapuları dosyada olduğu anlaşılan 1, 24, 45, 828, 58, 132, 651, 174, 319, 403, 413, 417, 420, 422, 430, 433, 434, 439, 465, 483, 130, 616 ve 700 sayılı parsellere ait kadastro tutanak ve eklerinin getirtilerek dosya arasına konulması, anılan parsellerin Devletçe sulanan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca 40 dönümlük asgari limit açısından göz önünde tutulması, ondan sonra toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu, taraf teşkili de sağlanmadan hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisi ile Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10.100.000.-lira peşin harcın temyiz edenlerden Orman İdaresine iadesine 14.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy