(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Ayşe ile Hazine ve K Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair K 1.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 27.10.2003 gün ve 135/985 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı köy tüzel kişiliğine dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın adına tescilini istemiş ise de, yapılan keşifte uyuşmazlık konusu taşınmaz Hazine adına tapuda kayıtlı 152 ada 33 nolu parselin içinde kaldığının tespit edilmesi nedeniyle davanın tapu iptali ve tescil davasına dönüştüğü anlaşılmıştır. Esasen tescil isteği iptal ve tescili de kapsamaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında dava; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, muristen intikal ve eklemeli zilyetliğe dayalı olarak TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşulları davacı yararına gerçekleştiğine göre, aşağıda belirtilen hususlar dışında kalan Hazinenin temyiz itirazları yerinde bulunmadığından REDDİNE,
Davacı , dava dilekçesinde taşınmazın babasının ölümü ile taksim sonucu kendisine kaldığını bildirmiş ise de, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarından, taşınmazın davacının annesinden kaldığı, ölümü ile mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu davacıya düştüğü anlaşıldığına göre, davacının annesi Fatma'nın soy ismi ve baba adı da tespit edilerek 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi uyarınca Fatma açısından miktar araştırmasının yapılması, belgesizden taşınmaz edinip edinmediğinin Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulması, tescile dayalı dava açıp açmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi, açılmış tescil davaları var ise bu dosyaların getirtilerek miktar yönünden gözönünde tutulması gerekmektedir.
Kabule göre de; 152 ada 33 nolu parsel içerisinde kalan ve teknik bilirkişinin rapor ve krokisinde kırmızı renkle taralı 9277 m2 lik kısmın tapu kaydının iptali ile köyün aynı ada son parsel numarası verilmesi şeklinde hüküm kurulması gerekirken, 20 parsel numarası verilerek davacı adına tescile karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır. Çünkü parsel numarası vermek idari bir işlemdir. Kaldı ki, dosyaya sunulan pafta örneğinde aynı ada 20 parsel numarası ile işlem görmüş taşınmaz bulunmaktadır.
Bundan ayrı taşınmaz tapulu olup, davalı köy muhtarlığı açısından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davalı köy tüzel kişiliği gerçek hasım kabul edilerek yargılama gideriyle, harçtan sorumlu tutulması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA 30.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy