(1086 S. K. m. 74)
Dava: Ahmet ve Hüseyin ile Mustafa ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair A Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 14.1.2004 gün ve 79-15 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Ömer tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, kayıt maliki davalılardan Mustafa , Canan , Mehmet , Merkuza , Cemil ve Emine nin paylarını kadastro tespitinden önce satın ve devraldıkları halde bu hususun gözden kaçırılarak satıcılar adına tespit edildiğini açıklayarak adı geçen kimselerin üzerindeki paylarına ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar davetiye ve dava dilekçesinin tebliğine karşın yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece, yukarıda isimleri geçen davalıların tapu kayıtlarının iptaline ve 7.10.2002 günlü raporda A harfi ile gösterilen 377.32 m2 yerin ifrazı ile son parsel numarası verilerek davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, yargılamanın devamı sırasında ölen kayıt maliki Ömer oğlu Mustafa mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu payları kapsayan 186 ada 18 parsel senetsizden 5.12.1994 tarihinde davalılar adına paylı olarak tespit ve tescil edilmiştir.
Davacılar, yargılama tutanaklardan da açıkça anlaşılacağı üzere yargılamanın bazı oturumlarına katılmamak suretiyle davayı takip etmemişler, dava açılmamış sayılan bir dava durumuna düştüğü ve harcı yatırılmak suretiyle yenilenmediği halde mahkemece, bu durum gözönünde tutulmaksızın yargılamaya devam olunarak yazılı şekilde hüküm kurmuş olması doğru görülmemiştir.
Dava konusu payları kapsayan 186 ada 18 parsel 5.12.1994 tarihinde senetsizden davalılar adına paylı olarak tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar yukarıda isimleri belirtilen kayıt maliki davalıların paylarının iptal ve tescilini istemişler, ancak davayı tüm kayıt maliklerine yöneltmişlerdir. Bir kısım payların iptal ve tescili istendiğine göre, davanın uyuşmazlık konusu payların maliklerine yöneltilmesi yeterli olup, ayrıca diğer kayıt maliklerinin davalı olarak gösterilmesine gerek bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık konusu olmayan payların kayıt malikleri hakkındaki davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da kanuna aykırıdır.
Bunlardan ayrı hüküm fıkrası isteğe uygun olarak kaleme alınmadığı gibi birbiriyle çelişkili bilgiler içermektedir. Gerçekten de hükmün 1. bendinde uyuşmazlık konusu paylara ait kayıtların iptal ve tescili denildiği halde ikinci bendinde krokide A harfi ile gösterilen 377.32 m2 yerin ifraz edilmek suretiyle davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Bu şekilde hüküm kurulmakla HUMK. nun 74. maddesi hükmü aşılarak dava konusu edilmeyen ve diğer paydaşlarında haklarını etkileyecek şekilde hüküm kurulmuş olmaktadır. Her ne kadar paylarının iptali ve tescili istenilen kayıt malikleri hükmü temyiz etmemişler ise de, yargılamanın devamı sırasında ölen paydaşlardan Mustafa nın payını da içine alacak şekilde iptal ve tescile karar verildiğine göre Mustafa oğlu Ömer in hükmü temyiz etmekte hukuki yararı vardır. Açıklanan nedenlerle hüküm yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davalı Mustafa mirasçılarından Ömer in temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 11.240.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 08.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy