(4721 S. K. m. 640)
S. Korkut ile H. Kasak ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Korkut-Muş Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 28.04.2004 gün ve 104/18 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı, miras bırakan annesi Cemali'den kalan dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece, miras bırakan Cemali'nin ölüm tarihine göre terekesinin elbirliği ile mülkiyet hükümlerine tabi bulunduğu gözönünde tutularak 25.3.2004 günlü yargılama oturumunda diğer mirasçıların açılmış bulunan davaya muvafakatlarını almak üzere verilen 20 günlük kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parseller davacıya 7.10.2003 tarihinde ölen miras bırakanı Cemali'den kalmıştır. Cemali'nin ölüm tarihine göre terekesi elbirliği ile mülkiyet hükümlerine tabi olup mirasçılık belgesinde isimleri açıklanan davacıdan başka mirasçılarda bulunmaktadır. Dava konusu parsellerin tapu kaydının iptal ve tescili istenildiğine, miras bırakanın ölüm tarihine göre terekesi elbirliği ile mülkiyet hükümlerine tabi bulunduğuna göre açılmış bulunan davanın yürütülmesi için diğer mirasçıların açılmış bulunan davaya olurlarının alınmak suretiyle davaya katılmalarının sağlanması, ya da miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle davaya devam olunması gerekir. Somut olayda; davacıya 20 günlük kesin süre içerisinde diğer mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması için önel verilmiş, diğer mirasçılar 28.04.2004 günlü yargılama oturumunda muvafakatlarını bildirmişlerdir. Davacı diğer mirasçıların katılmalarını sağlayabileceği gibi, TMK. nun 640. maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle de davayı yürütmesi mümkündür. Mahkemece, muvafakat alma veya miras ortaklığına temsilci tayin edilmek suretiyle davanın yürütülmesi yönünden süre ve imkan tanınması gerekirdi. Kanunun düzenlediği bu hallerden biri tanınmadan sürenin verilmiş olması doğru değildir. Kaldı ki davacı yargılama oturumunda diğer mirasçıların yazılı muvafakatlarını dosyaya sunduğuna göre davaya devam olunarak uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 15.300.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 21.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy