(1062 S. K. m. 1) (403 S. K. m. 26, 35)
Dava: İbrahim Batuk ile Veysi Batuk'a izafeten Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Ömerli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 04.11.2003 gün ve 2/59 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava konusu 116 ada 29 parselin, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, zilyetlik nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusu 29 parsele ait kadastro tutanağında tapu ve vergi kaydına rastlanmayıp, 20 yılı aşkın zamandan beri İbrahim Batuk'un zilyet ve tasarrufunda iken 1982 yılında haricen ve rızaen karşılıksız olarak oğlu Veysi Batuk'a hibe ederek zilyetliğini devrettiğinin, halende bu kişinin tasarrufunda olduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine İbrahim oğlu Veysi Batuk adına 11.12.1991 tarihinde tespitinin yapıldığı belirtilmiş, 25.02.1994 tarihinde iki katlı kargir ev ve arsası niteliği ile Veysi Batuk adına tapu kaydı oluşturulmuştur.
Davacı, kadastro çalışmaları sırasında oğlu Veysi adına haksız olarak tespit yapıldığını, Veysi'nin 17 yıl kadar önce ülke dışına çıktığını, bir daha haber alınamadığını, bu yerin kendisine babasından ve dedesinden miras yolu ile intikal ettiğini, Veysi'nin vatandaşlığının da kaybettirildiğini belirtmek suretiyle iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Dosya içeriğine göre, dava konusu yapılan 29 parselin Veysi Batuk adına tapuya kayıtlı bulunduğu ve İbrahim oğlu 1961 doğumlu Veysi Batuk'un Bakanlar Kurulunun 08.09.1989 gün 1989/14514 sayılı kararı ile Türk vatandaşlığının kaybettirilmiş olduğu belirlenmiştir.
403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 26. maddesinde; Yurt dışında bulunup da Türkiye Cumhuriyetinin iç ve dış güvenliği ile kanunun suç saydığı şekilde iktisadi veya mali güvenliği aleyhinde faaliyette bulunan veya yurt içinde bu tür faaliyetlerde bulunup da her ne suretle olursa olsun yurt dışına çıkan ve hakkında Türkiye'de bu nedenle kamu davası açılmasına veya ceza kovuşturmasına veya hükmün infazına olanak bulunmayan ve gelmesi için yapılan duyuruya rağmen üç ay içinde savaş, sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde bir ay içinde yurda dönmeyen Türk vatandaşlığını sonradan kazanmış kişiler Bakanlar Kurulu kararı ile vatandaşlıktan çıkarılabilir. denilmektedir. Aynı Kanunun 35. maddesine göre de; 26. madde gereğince vatandaşlıktan çıkarılan kişilerin Türkiye'de bulunan malları Hazinece tasfiye edilir. Ve bedelleri nam ve hesaplarına milli bir bankaya yatırılır. Bu kişiler çıkarma kararı aleyhine Danıştay'a başvurduğu takdirde malların tasfiyesi dava sonuna bırakılır. Bu gibiler Türkiye'de yerleşmemek ve genel hükümlere tabi olmak şartıyla Türkiye'ye gelebilirler.
1062 sayılı Kanunun 1. maddesinde; İdari mukarrerat veya fevkalade veya istisnai kanunlarla Türkiye tebaasının hukuku mülkiyetini kısmen veya tamamen tahdit eden devletlerin Türkiye'deki tebaasının hukuku mülkiyeti dahi İcra Vekilleri Heyeti karariyle Hükümet tarafından mukabelei bilmisil olmak üzere kısmen veya tamamen tahdit ve menkulat ve gayrimenkulatına vazıyed olunabilir. Vaziyed edilen emvalin varidatı ve ledelicap tasfiyelerinden mütevellit hasılatı, vesaika istinaden isbat edecekleri zarar nispetinde, zarar gören Türk tebaasına tevzi olunur. hükmüne yer verilmiştir. Veysi Batuk'un vatandaşlığı kaybettirilmiş olmakla, bu kişi yabancı durumuna girmiştir. Bu itibarla adı geçenin tüm malları 1062 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaktır. Anılan kanun hükümleri gereğince bu tür mallar Hazinece el konulan yerlerdendir. Bu kabil malların kazanılması mümkün olmaz.
Yukarıda yapılan açıklamalar, konuya ilişkin yasal düzenlemeler, dosya içeriği ve toplanan delillere göre açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy