(4721 S. K. m. 713/1) (3402 S. K. m. 14)
Dava: İbrahim ile Karayolları Genel Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair H Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 09.03.2004 gün ve 227/76 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekilleri, 206 ada 12 nolu parselin tapu kaydının kısmen iptali ile kamulaştırılan kısım dışında kalan taşınmaz bölümünün vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Karayolları vekili, uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1969 yılında Depin yolu köprüsü bağlantı yolu inşaat ve emniyet sahası yapımı amacıyla kamulaştırma yapılmış olup, 9542 m2 olarak yapılan bu kamulaştırma sonucunda ilgililere bedellerinin ödendiğini, dolayısıyla dava konusu taşınmazın kamulaştırma planı kapsamında kalan yer olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, Teknik Bilirkişi Murat ve arkadaşının 11.09.2003 günlü rapor ve krokilerinde A harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün kamulaştırma alanı içinde kaldığı, B harfi ile gösterilen 4188,22 m2'lik taşınmaz bölümünün ise kamulaştırma dışı kalan alan olması nedeniyle taşınmazın B bölümü açısından davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Karayolları Genel Müdürlüğü vekili tarafından eksik araştırma ve inceleme yapıldığı gerekçesiyle temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal ve vergi kaydına dayalı olarak TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kanunun 14.maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu 206 ada 12 nolu parsel, 23.07.1992 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında "Mustafa oğlu Bayram , Ahmet ve Kerem 'in zilyet ve tasarrufunda iken, adı geçenler tarafından 1977 yılında bilinemeyen bir bedelle Maliye Hazinesine satıldığı" gerekçesiyle Hazine adına tespitin yapıldığı, tutanağın 08.12.1993 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Taşınmazın kadastro tutanağında ve tapu kaydında üzerinde "kargir bina" bulunduğu yazılıdır.
Dosya içinde bulunan kamulaştırma evraklarına göre; taşınmazın bulunduğu bölgede Depin Köprüsü bağlantı yolunun inşaat ve emniyet sahası için 1969 yılında kamulaştırma çalışmalarına başlandığı ve 1972 yılında kamulaştırma işlemlerinin tamamlandığı anlaşılmıştır. Daha sonra 16.10.1996 tarihinde tapuda yapılan işlemle, 206 ada 12 nolu parselin Karayolları Genel Müdürlüğüne devir ve intikal ettiği saptanmıştır. Kamulaştırma haritası ve belgeleri Karayolları Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulduğu ve keşif sırasında teknik bilirkişilerin raporuna göre, uygulamalarının yapıldığı belirtildiği halde, uyuşmazlık konusu taşınmazın tamamının veya bir kısmının kamulaştırma sahası içinde kalıp kalmadığı teknik bilirkişilerce kamulaştırma paftası üzerinde gösterilmemiş, yeri ve konumu da işaretlenmemiştir. Teknik bilirkişilerce düzenlenen rapor ve kroki bu açıdan yetersiz olup, denetime açık olmadığı gibi infazda duraksamaya da yol açacak niteliktedir.
Teknik bilirkişilerin raporlarında ayrıca, Karayolları Genel Müdürlüğünce, bu bölgede başka kamulaştırmaların yapıldığını, bu yerlere ait kamulaştırma pafta ve evraklarının da Karayollarından sorulması gerektiğini belirterek; bir yerde yetersiz ve duraksamaya yol açacak nitelikte rapor verdikleri kendi anlatımlarından da anlaşılmaktadır.
Bu bakımdan, teknik bilirkişilerin ileri sürdüğü gibi Karayollarınca uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu bölgede veya yakın yerlerde aynı amaçla başka taşınmazlar için kamulaştırmalar yapılmış ise, bu taşınmazlara ait kamulaştırma paftası ve evrakları da getirtilerek dosya arasına konulması, dosya içinde bulunan uyuşmazlık konusu taşınmaza ait olduğu anlaşılan kamulaştırma paftasıyla birlikte yeniden yapılacak keşifte başka teknik bilirkişiler vasıtasıyla zemine uygulanması, davacının iddia ettiği taşınmazın tamamının veya bir kısmının kamulaştırma sahası içinde kalıp kalmadığının açık bir şekilde belirlenmesi, kamulaştırma paftası içinde kalan ve kalmayan bölümlerin ve taşınmazın konumunun kamulaştırma paftası üzerinde işaret ettirilmesinin sağlanması ve böylece Yargıtay denetimine açık kroki ve rapor sunulmasının istenilmesi gerekir.
Bundan ayrı, davacı vekilleri dava dilekçelerinde; davalı İdareye fazla yazılan 3270,64 m2'nin vekil edeni adına tescilini istedikleri, daha sonra davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 12.11.2003 günlü ıslah dilekçesiyle; her ne kadar 3270,64 m2'lik taşınmazın tescili istenmişse de; teknik bilirkişilerin rapor ve krokilerine göre, kamulaştırma dışı kalan taşınmaz bölümünün 4188,22 m2 olduğunun anlaşılması üzerine miktarının 4188,22 m2'ye çıkartılmasını istediklerini belirterek ıslah talebinde bulunmuşlardır. Ancak, dava konusu taşınmazın miktarı artırıldığı halde, mahkemece, bu miktarın değeri üzerinden eksik harç alınmamış bulunması da doğru değildir.
Bunun dışında 206 ada 12 nolu parselin kadastro tutanağının edinme sebebinde taşınmazın satış yoluyla Hazineye geçtiği, üzerinde Hazinenin 1978 yılında yaptığı kargir binanın bulunduğu, o tarihten bu yana Hazinenin tasarrufunda olduğu gözetilerek bunun bir tahsis niteliğinde olup olmadığı, taşınmazın gerçekten satış yoluyla Hazineye geçip geçmediği hususları üzerinde durulması, satış yoluyla Hazineye geçmiş ve üzerinde bina yaptığı da gözönünde tutularak taşınmazın tahsis niteliğinde olduğunun ve kamu emlakine dönüştüğünün anlaşılması, öte yandan bina yapılan alanın da kamulaştırma dışında kalan yer olduğunun belirlenmesi ve kazanma koşullarının oluşması halinde, sadece mülkiyetin tespitine karar verilmesiyle yetinilmesi gerektiği halde iptal ve tescile karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Tutanaktaki bilgiler ışığında ve satış olayının açıklığa kavuşturulması için yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıkların keşifte dinlenmesinin sağlanması, tutanağın edinme sebebi hatırlatılarak olayın çözümlenmesi, uzman ziraat bilirkişisi dinlenmek suretiyle taşınmazın niteliğinin belirlenmesine çalışılması, ondan sonra toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması yerinde bulunmamaktadır.
Sonuç: Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 27.000.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 08.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy