(3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 713) (3083 S. K. m. 2/C)
Dava: Davacı-karşı davalı Sezai ile davalı-karşı davacı Hazine ve davalı K Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil, davasının kabulüne ve birleştirilen elatmanın önlenilmesi ile yıkım davasının reddine dair Ç Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 12.04.2004 gün ve 21-22/19 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, birleştirilen aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/22 esas sayılı dosyası ile davacının dava konusu yere yaptığı müdahalenin önlenmesine ve inşaatın kaline karar verilmesini istemiş ve davacının da davasının reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı köy tüzel kişiliğini temsilen köy muhtarı, taşınmazın köyle ilgisinin olmadığını bildirmiştir.
Davacı vekili, Hazinenin açtığı meni müdahale ve inşaatın kali davasının reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, tescil davasının kabulüne , Hazinenin açtığı müdahalenin önlenmesi ve kal davasının reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebebine dayanılarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14.maddeleri gereğince açılan tescil, karşı dava ise TMK.nun 683. maddesi gereğince açılan müdahalenin önlenmesi ve kal davasıdır. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, taşınmazın DSİ ve Karayolları Genel Müdürlüğü ile ilgisinin bulunmadığı dosyaya sunulan belgelerle kanıtlandığına göre, aşağıda belirtilen husus dışında kalan Hazinenin temyiz itirazları yerinde bulunmadığından REDDİNE,
Hazinenin taşınmazın orman olduğu savunması ile ilgili temyiz itirazlarına gelince; Hazinenin temyiz dilekçesi ekinde sunduğu fotoğrafta taşınmazın dört tarafında orman ağaçlarının bulunduğu, Teknik Bilirkişiler Murat ve Coşkun 'un dosyaya sunduğu 3.10.2003 günlü rapor ve krokide taşınmazın güneybatısında Hüseyin taşınmazı - zeminde ağaçlık ibaresinin yer aldığı anlaşıldığına göre uyuşmazlık konusu yerin Devlet ormanı sayılan yerlerden olup olmadığı konusunda mahkemece herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
Bu bakımdan taşınmazın bulunduğu bölgede orman sınırlandırma çalışmalarının yapılıp yapılmadığının orman yönetiminden sorulması, çalışmalar yapılmış ise kesinleşmiş orman sınırlandırmasına ilişkin harita, tutanak ve belgeler getirtilerek dosya arasına konulması, uzman bilirkişi orman mühendisi veya yüksek mühendisi ve teknik bilirkişi vasıtasıyla zemine uygulanması, taşınmazın kesinleşen orman sınırlandırma haritası kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, şayet orman sınırlandırması yapılmamış ise, bu takdirde gizli memleket haritası, orman amenajman planı ve yöreye ait hava fotoğrafları getirtilerek dosyaya eklenmesi, yukarıda açıklandığı şekilde bunlarında uygulamasının yapılması, uyuşmazlık konusu yerin 6831 sayılı Kanunun 1. maddesi uyarınca Devlet ormanı sayılan yerlerden olup olmadığının saptanması gerekmektedir.
Öte yandan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi uyarınca davacının ve satıcısının belgesizden taşınmaz edinip edinmediğinin Tapu Sicil, Kadastro ve Özel İdare Müdürlüğünden, tescile dayalı dava açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi, davacı ve satıcısı tarafından açılmış tescil davaları var ise bunlara ilişkin dosyalar getirtilerek miktar sınırlaması yönünden gözönünde tutulması, belgesizden edinilen taşınmazların aynı kadastro çalışma alanı içerisinde kalıp kalmadığı üzerinde durulması, uyuşmazlık konusu taşınmazın 3083 sayılı Kanunun 2/C maddesi uyarınca Devletçe sulanan yerlerden olup olmadığının Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü ile DSİ Bölge Müdürlüğünden sorulması, ondan sonra toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabul şekline göre de; Hazine temsilcisi 18.12.2003 tarihinden itibaren açtıkları meni müdahale ve kal davasını takip etmedikleri anlaşıldığına göre Hazinenin açtığı davanın HUMK.nun 409/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy