(3402 S. K. m. 14, 17) (4721 S. K. m. 713/1)
Dava: Arife ile Hazine ve T Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne dair B Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 25.03.2004 gün ve 17-105 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, Hazine adına kayıtlı bulunan 173 ada 87 nolu parselin tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, teknik bilirkişinin krokisinde B harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü açısından davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. ve 17. maddeleri gereğince açılan tapu iptali ve tescil davasıdır.
Uyuşmazlık konusu 173 ada 87 parsel 10.5.2002 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında "çalılık niteliği" ile Hazine adına tespit edilmiş, tutanak 18.4.2003 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiği görüşünden hareketle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu gerekçesine katılmak mümkün değildir. Taşınmaz çalılık niteliği ile Hazine adına tespit edildiğine, yapılan keşifte alınan zirai bilirkişi raporuna göre teknik bilirkişinin krokisinde A ve C harfleri ile gösterdiği taşınmaz bölümlerinin halen çalılık olduğu anlaşıldığına göre, taşınmazın imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğu anlaşılmaktadır. Böyle bir yerin kazandırıcı zamanaşımı, imar ve ihya yolu ile edinilmesi için TMK.nun 713, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. ve 17. maddelerinde belirtilen olumlu ve olumsuz tüm koşulların davacı yararına gerçekleşmiş olması gerekir.
Taşınmazın tespit edilen niteliğine göre, öncelikle davanın orman yönetimine yöneltilmesi, davaya katıldıkları takdirde delillerini sunmaları için kendilerine süre ve imkan tanınması gerekmektedir. Öte yandan taşınmazın çalılık niteliği ile tespit edildiği gözetilerek taşınmazın bulunduğu yörede, orman sınırlandırmasının yapılıp yapılmadığının orman yönetiminden sorulması, varsa kesinleşmiş orman kadastrosuna ilişkin harita ve belgeler orman yönetiminden getirtilerek dosya arasına konulması, bunların uzman orman bilirkişisi vasıtasıyla zemine uygulanması,
Taşınmazın kesinleşen orman sınırlandırma haritası kapsamında kalan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, şayet orman sınırlandırması yapılmamış ise, bu takdirde gizli memleket haritası, amenajman planı ve yöreye ait hava fotoğrafları getirtilerek dosyaya eklenmesi, az önce açıklandığı şekilde uzman bilirkişi orman mühendisi ve teknik bilirkişi vasıtasıyla uygulamalarının yapılması, 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi uyarınca taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının saptanması, 3083 sayılı Kanunun 2/C maddesi uyarınca taşınmazın Devletçe sulanan yerlerden olup olmadığının Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü ile DSİ Bölge Müdürlüğünden sorularak belirlenmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK.nun 258. ve 259. maddeleri gereğince keşifte dinlenmelerinin sağlanması, taşınmazın davacı veya miras bırakanı tarafından hangi tarihte imar ve ihyasına başlandığı, imar ve ihyanın ne şekilde yapıldığı ve hangi tarihte tamamlandığı hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, ondan sonra toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.6.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy