(4721 S. K. m. 713/1) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Şerafettin ile Hazine ve K Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair D Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 02.12.2003 gün ve 69/148 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 102 ada 29, 32, 33 ve 38 nolu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
10.06.2003 günlü ara kararın 5.maddesi uyarınca davaya katılması istenen K Köyü muhtarı davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, Teknik Bilirkişi Ahmet ve arkadaşının dosyaya sunduğu 30.09.2003 günlü rapor ve krokisinde, 102 ada 29 nolu parselden 2082 m2, aynı ada 38 nolu parselden 1725 m2'lik taşınmaz bölümleri için tapu kayıtlarının kısmen, 32 nolu parselin tapu kaydının tamamının iptaline ve bunlar açısından davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14.maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, temyize konu 102 ada 29 ve 32 nolu parsellerle ilgili kabulüne karar verilen kısımlar için kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiği anlaşıldığına göre, aşağıda belirtilen hususlar dışında kalan Hazinenin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile 102 ada 29 ve 102 ada 32 nolu parsellerle ilgili kabulüne karar verilen hüküm bölümlerinin ONANMASINA,
Hazine temsilcisinin 102 ada 38 nolu parselle ilgili temyiz itirazlarına gelince: Uyuşmazlık konusu 102 ada 38 nolu parsel, 20.07.1993 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında "Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlerden olduğu, kültür arazisi olarak kullanılmayan yerlerden bulunduğu" gerekçesiyle ve ham toprak niteliğiyle Hazine adına senetsizden tespit edilmiştir.
Davaya ara kararıyla katılması sağlanan K Köyü'nün gösterdiği tanıklar keşifte dinlenmiş olup, bu tanık beyanlarına ve 19.08.2003 günlü savunma dilekçesi kapsamına göre, 102 ada 38 nolu parselin köyün mer'ası olduğu ileri sürülmüştür. 102 ada 38 parselin miktarı 54 hektar 1973 m2'dir. ( 541973 m2'dir ) Taşınmazın bir bütün olarak mer'a sayılan yerlerden olduğu ileri sürüldüğüne göre, taşınmazların kadastro çalışma alanı içinde kaldığı K Köyü ile davacının bulunduğu O Köyü'nün sınırında, parselin yer aldığı da gözetilerek, her iki köyün bu bölgeye ait kadim ve tahsisli mer'a kayıtlarının olup olmadığının Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü, Tapu Sicil, Kadastro ve Özel İdare Müdürlüklerinden sorulması, varsa her iki köye ait bu kayıtlar getirtilerek dosya arasına konulması, bundan ayrı yine taşınmazların iki köyün hududunda yer almış bulunmaları nedeniyle her iki köyün bu yöreye ait birleşik paftasının temin edilerek dosya arasına konulması, 102 ada 38 nolu parseli ve komşu parselleri bir bütün olarak gösterir paftanın fotokopisi veya ozaliti çektirilerek dosyaya eklenmesi, getirtilecek 102 ada 38 nolu parselin paftasına göre, komşu parseller varsa bunlara ilişkin kadastro tutanak ve ekleri ile kadastro sırasında uygulanan tapu ve vergi kayıtları varsa bunlar da bulundukları yerlerden getirtilerek dosya içine konulması,
Ondan sonra yapılacak keşifte komşu parsellere ait kayıtlar ile her iki köye ait varsa tahsisli ve kadim mer'a kayıtlarının, birleşik paftanın teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar vasıtasıyla zemine uygulanması, mer'a savunması karşısında yerel bilirkişi ve tanıkların mer'adan yararı bulunmayan K Köyü ile O Köyü halkı dışında başka köyler halkı arasından seçilerek dinlenmesine çalışılması, bu konuda taraflara süre ve imkan tanınması, yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK.nun 258 ve 259.maddeleri gereğince keşifte dinlenmelerine çalışılması, taşınmazın ve istenen yerin kadim ve tahsisli mer'a kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı, komşu kayıtların taşınmaz yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulması, taşınmazın niteliğinin açık bir biçimde belirlenmesi, tahsisli veya kadim mer'a sayılan yerlerden olup olmadığının saptanması, dinlenecek uzman bilirkişi ziraat mühendisinden taşınmazın çevresiyle birlikte incelemesi yapılarak niteliğinin açıklığa kavuşturulması, bu konuda ziraat mühendisinden gerekçeli denetime açık rapor alınması gerekir.
Temyiz sırasında Dairece dosyanın eksikliğe gönderilmesi sonucu dosya arasına konulan D Tapu Sicil Müdürlüğünün 15.06.2004 gün ve 471 sayılı yazılarına göre, 102 ada 38 nolu parsel ifraz görmüş olup, 102 ada 45 ve 46 nolu parsellere ayrıldığı, 45 nolu parselin davada taraf durumunu almayan üçüncü şahıslar adına tapuda kayıtlı bulunduğu, 46 nolu parselin ise; 481473 m2 olarak ham toprak niteliğiyle Hazine adına halen kayıtlı bulunduğu anlaşıldığına göre, 102 ada 38 nolu parselin ifrazına esas olan hüküm dosyası veya ifraza neden olan kayıt ve belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması, hüküm kurulurken bu hususların gözönünde bulundurulması, şayet 38 nolu parsel hükmen ifraz edilmiş ise, 45 nolu parselin tapu kaydının oluşumuna esas olan hüküm dosyasının temin edilerek dosyaya eklenmesi ve tüm delillerle birlikte değerlendirilmesinin gözetilmesi gerekmektedir.
Kabul şekline göre de, ifraz sonucu oluşan 102 ada 46 nolu parselin tapu kaydının iptal ve tesciline karar verilmesi gerekirken ifrazla ortadan kaldırılan 102 ada 38 sayılı parselin tapu kaydının iptaline karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Tüm bunlardan ayrı davacı; uyuşmazlık konusu 102 ada 33 nolu parselin de tapu kaydının iptali ile adına tescilini istediğine göre, bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru değildir. Ara kararıyla davaya katılması sağlanan K Köyü Tüzel Kişiliği kayıt maliki olmadığı kendilerine husumet düşmediği halde yargılama giderleriyle sorumlu tutulması da doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 38 nolu parsel yönünden ve açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 06.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy