(2863 S. K. m. 11)
Dava: Yorgiya Kanakari ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Gökçeada Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.10.2003 gün ve 116/44 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 333 ada 9 parselin Hazine üzerindeki tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın 2863 sayılı Kanun hükümleri uyarınca sit alanı dışına çıkarılan, imar uygulaması sonucu Hazine adına kaydedilen yerlerden bulunduğu ve kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 333 ada 9 parsele ait kadastro tutanağında; Eleni Kavelero'ya ait olduğu, belge sunulmadığı, Edirne Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca gönderilen 1/25000 ölçekli sit haritasının uygulanması sonucu 3.derece doğal sit alanı olduğu açıklanmak suretiyle 11.10.1996 tarihinde tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı vekili, vergi kaydı ve tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece az yukarıda açıklanan gerekçe ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bir yerin zilyetlik yoluyla kazanılabilmesi için diğer kazanma koşulları yanında taşınmazın kazanılmaya elverişli yerlerden olması gerekir. Kadastro tutanağındaki açıklamalara göre; dava konusu taşınmaz 3.derece doğal sit alanı kapsamında kalan bir yerdir. Mahkemece 2863 sayılı Kanun hükümleri uyarınca düzenlenen belgeler getirtilmediği gibi, teknik bilirkişi aracılığıyla yapılan uygulamaya dayanılarak taşınmazın sit alanının dışına çıkarıldığı bildirilmiştir. Öncelikle, 2863 sayılı Kanunu ilgilendiren uyuşmazlıklarda, uygulamanın bu konuda uzman olan arkeolog bilirkişi aracılığıyla yapılması gerekir. Mahkemece, sit alanı dışına çıkarılmayla ilgili belgeler getirtilmeden teknik bilirkişinin görüşüne dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Dairemizin ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun önceki uygulamalarına göre kural olarak sit alanında kalan bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün bulunmakta idi. 27.07.2004 tarihinde yayınlanmak suretiyle aynı tarihte yürürlüğe giren 5226 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5. maddesiyle 2863 sayılı Kanunun 11. maddesinin 1.fıkrasının 2.cümlesine sit alanları ibaresi eklenmek suretiyle bu tür yerlerin de kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Kamu düzeniyle ilgili bulunan bu hükmün kesinleşmemiş, görülmekte olan davalarda da gözönünde tutulması gerekmektedir. Ne var ki bu sonuca ulaşabilmek için Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca düzenlenen belgeler özellikle çıkarmaya ilişkin belge ve haritaların eksiksiz olarak getirtilmesi, ondan sonra arkeolog bilirkişi aracılığıyla yerine uygulanması, uygulamanın Yargıtay denetimi sırasında izlenebilmesi bakımından teknik bilirkişi tarafından krokisine işaret edilmesi, arkeolog bilirkişiden gerekçeli rapor alınması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA 16.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy