(4721 S. K. m. 1023) (14.2.1951 Gün 17/1 Sayılı Yarg. İçt. Bir. Kar.)
Dava: İsmail ile Orhan aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair B 5.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 04.03.2004 gün ve 200/101 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı adına tespit ve tescil edilen 105 ada 22 parselle bir bütün olan taşınmazın bir bölümünün aynı ada 21 parsel içerisinde tespit edildiğini ileri sürerek bu yere ait tapu kaydının iptali ile 22 parselle birleştirilerek adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazı tapuda satın aldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, teknik bilirkişinin düzenlediği 23.02.2004 günlü rapora ekli krokide A harfi ile gösterilen 144.19 m2 yere ait tapu kaydının iptali ile davacı adına 22 parselle birleştirilerek davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
105 ada 22 parsel belgesizden davacı adına, dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 105 ada 21 parsel 9.9.1932 tarih 53 ve 66 numaralı tapu kaydı, vergi kaydı, taksim ve satışlara dayanılarak Hasan oğlu Ahmet adına 7.11.1997 tarihinde tespit ve tescil edilmiş, 14.11.2001 tarihinde satış yoluyla davalı adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacı tespitten önceki sebebe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Verilen kesin sürenin kaçırılmasından sonra davacının dinlettiği tanıklar dava konusu taşınmaz bölümünün 22 parselle birlikte davacının zilyetliğinde bulunduğunu, ortak sınırın keşif tarihinde mevcut olan taş duvar olduğunu bildirmiş olmalarına karşın davacı herhangi bir delil göstermemiştir.
Mahkemece, iki taşınmazı birbirinden ayıran taş duvar ve zilyetlik olgusuna dayanarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Az öncede açıklandığı üzere, 21 parsel tapu ve vergi kayıtlarına dayanılarak tespit edilmiştir. Mahkemece, bu belgeler getirtilip uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulmamıştır. Bundan ayrı, davalı 21 parseli tapuda satın ve devralmıştır. Hal böyle olunca TMK.nun 1023. maddesinin gözönünde tutulması gerekir. Gerçekten de tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka ayni hak iktisap eden kimsenin bu iktisabı korunur. Dava açılmakla davalının kötü niyeti ileri sürülmüş olduğuna göre bu hususun davacı tarafından kanıtlanması ve somut olayın özelliği itibariyle 14.2.1951 gün 17/1 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararının gözönünde tutulması, ondan sonra uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10.100.000.- lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 08.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy