(4721 S. K. m. 713/1) (3402 S. K. m. 14)
Dava: İsmail ile Hazine ve S Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair D Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 31.10.2002 gün ve 256/553 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde, mevkii ve sınırlarını açıkladığı 6 parça taşınmazın 30-40 seneyi aşkın bir süreden beri vekil edeninin tasarrufunda bulunduğunu belirterek adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davacının ekonomik amaca uygun tasarrufu bulunmadığını, toprağın niteliği itibariyle özel mülkiyete konu edilecek yerlerden olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı köy tüzel kişiliğine dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, Teknik Bilirkişi D ve arkadaşının 27.11.2000 günlü rapor ve krokilerinde gösterdikleri Hanönü, Eski Ev Altı, Pınarönü, Uzunbostan ve Fındık Tarlası mevkilerinde bulunan 5 parça taşınmaz hakkındaki davanın kabulüne, Durallar mevkiinde bulunan taşınmaza ilişkin davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hükmün kabule ilişkin bölümleri davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, bağış hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14.maddesi gereğince açılan tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı vekili, dava dilekçesinde ve sonraki beyanlarında tüm taşınmazların vekil edeninin dayısı Süleyman tarafından vekil edenine bağışlandığını, en az 30-40 yıldan beri vekil edeni tarafından tasarruf edildiğini, halende onun zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu açıklamak suretiyle tescil isteğinde bulunmuştur. Teknik bilirkişi krokilerine göre; taşınmazın çevresinde herhangi bir parsel yer almadığı gibi, taşınmazların bulunduğu çalışma alanında kadastro çalışmalarının yapılıp yapılmadığına ilişkin bir açıklama bulunmamaktadır.
Bu bakımdan, taşınmazların bulunduğu çalışma alanında kadastro çalışmalarının yapılıp yapılmadığının Kadastro Müdürlüğünden sorulması, taşınmazların bulunduğu bölgede kadastro çalışmaları yapılmış ise taşınmazların tespit dışı bırakılıp bırakılmadığı üzerinde durulması, taşınmazlar tespit dışı bırakılmış ise, hangi tarihte ve niteliğinin sorulup belirlenmesi, yöreye ait paftanın getirtilerek dosya arasına konulması, kamu düzeni gözetilerek çifte tapunun önlenmesi açısından taşınmazların tapuda kayıtlı olup olmadığının saptanması için teknik bilirkişilerce hazırlanan rapor ve krokinin bir örneği eklenmek suretiyle bu konunun Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulup saptanması, taşınmazların 3083 sayılı Kanunun 2/C maddesi uyarınca Devletçe sulanan yerlerden olup olmadığının Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü ile Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğünden sorulması, bundan ayrı davacının belgesizden taşınmaz edinip edinmediğinin ayrıca Kadastro Müdürlüğünden, zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, tescile dayalı açılmış dava dosyası varsa getirtilerek 3402 sayılı Kanunun 14.maddesinde açıklanan limitler yönünden gözönünde tutulması gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabul şekline göre de, kabulüne karar verilen 5 parça taşınmazın sınırları yerel bilirkişiler tarafından belirlendiği halde, hüküm fıkrasında bu taşınmazlara ilişkin sınırların yer almamış bulunması da doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 07.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy