(3402 S. K. m. 14)
Dava: Davacı-karşı davalı Veli ile davalı-karşı davacı Hazine ve davalı Ç Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair K 2.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 25.03.2004 gün ve 709/175 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı-karşı davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı ve 1962 yılında tespit dışı bırakılan taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Hazine vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde, "Davacı tarafından açılan davanın yerinde bulunmadığını, reddine karar verilmesini, karşı dava olarak davacı tarafından taşınmaza yapılan müdahalenin önlenmesine, yapılan inşaatın kal'ine ve taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini" savunmuştur.
Davalı köy tüzel kişiliğini temsilen köy muhtarı, taşınmazın davacı tarafa ait olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece, davacının davasının kabulüne, Hazinenin açtığı karşı davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve eklemeli zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14.maddesi gereğince açılan tescil davasıdır.
Mahkemece kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu görüşünden hareketle davacının davasının kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde, taşınmazın bitişiğinde bulunan 389 nolu parselin vekil edeninin babası Hasan 'a ait olduğunu, uyuşmazlık konusu taşınmazın bu parselle birlikte Hasan tarafından tasarruf edildiğini, daha sonra oğlu davacıya verdiğini, 1962 yılından beri davacı ve babası tarafından kullanıldığını belirterek tescil isteğinde bulunmuştur. Uyuşmazlık konusu taşınmaz; dosyaya sunulan K Kadastro Müdürlüğünün 29.01.2003 gün ve 260/198 sayılı yazılarında 1968 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tapulama dışı bırakılan bir yer olduğu açıklanmış, ancak hangi sebeple tespit dışı bırakıldığının bilinmediğini bildirmiştir.
Taşınmaz 1968 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan bir yer olduğu anlaşıldığına ve Kadastro Müdürlüğünce de bırakılma nedeninin bilinmediği açıklamasında bulunduğuna göre, yeniden yapılacak keşifte dinlenecek uzman ziraat mühendisi bilirkişi tarafından taşınmaz ve çevresindeki arazilerle birlikte toprak incelemesi yapılarak taşınmazın niteliğinin belirlenmesine çalışılması, bundan ayrı taşınmazın kapsamında kaldığı kadastro paftası ve çevresindeki parsel tutanaklarından hareketle ve pafta üzerinde yapılacak inceleme sonucu taşınmazın ne niteliğiyle tespit dışı bırakıldığının açıklığa kavuşturulmasına çalışılması, taşınmaza komşu 346, 388, 389, 464 ve 582 sayılı kadastro parsellerine ait kadastro tutanakları ve ekleri ile bu parsellere kadastroca uygulanan tapu ve vergi kayıtları varsa bunların da bulundukları yerlerden getirtilerek dosyaya eklenmesi, komşu kayıt dayanaklarının keşifte teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar vasıtasıyla uygulamasının yapılması, komşu kayıtların taşınmaz yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulması, bu yöntem de uygulanarak taşınmazın niteliğinin belirlenmesine çalışılması, zilyetliğin sürdürülüş biçiminin ve ne şekilde tasarruf edildiğinin saptanması, uzman bilirkişilerden belirtilen konularda gerekçeli denetime açık tatmin edici rapor alınması gerekmektedir.
Bundan başka, kamu düzeni gözetilerek, çifte tapunun önlenmesi açısından teknik bilirkişi rapor ve krokisi de eklenmek suretiyle taşınmazın tapuda kayıtlı yerlerden olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğünden sorularak belirlenmesi, 3402 sayılı Kanunun 14.maddesi uyarınca davacı ve babasının belgesizden taşınmaz edinip edinmediklerinin Kadastro Müdürlüğünden, babası Hasan için ayrıca Tapu Sicil Müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, babası tarafından tescile dayalı açılmış dava dosyası varsa bunlar da getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde miktar araştırması yönünden gözönünde tutulması, dosyaya sunulan K Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğünün 25.10.2002 tarih ve 2002/20 sayılı kararının 5 nolu bendine göre; davacı Veli hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğu anlaşıldığına göre, Cumhuriyet Savcılığınca bu şahıs hakkında ne gibi bir işlem yapıldığının sorulup belirlenmesi, açılmış bir ceza davası varsa dosyası getirtilerek dosya arasına konulması, mevcut delillerle birlikte değerlendirilmesi, ondan sonra toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 07.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy