(3402 S. K. m. 14, 16, 17)
Dava: Necip Bozkuş ile Hazine ve Topaluşağı Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Baskil Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.11.2003 gün ve 131/104 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile duruşmasız olarak incelenmesi ise; Hazine temsilcisi taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.11.2004 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz edenlerden Hazine vekili Avukat Armağan Örücü geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Necip Bozkuş vekili, mevkii ve sınırları yazılı tapusuz taşınmazın kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeni ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine Temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı Topaluşağı köyü temsilcisi, taşınmazın yol olarak kullanılmadığını, davacının davasında haklı olduğunu belirtmiştir.
Mahkemece, krokide A ile gösterilen 450 m2'lik yerin 117 ada 13 parsel ile birleştirilmek sureti ile davacının adına tesciline, B ile gösterilen bölümün ise tarım arazisi olmaması nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü Hazine temsilcisi, redde ilişkin bölümü ise davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak bırakılan taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesi hükmüne göre yol, meydan ve köprü gibi orta malları haritasında gösterilmekle yetinilir. Taşınmazın haritasında yol olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlem tespit dışı bırakma işlemi niteliğindedir. Böyle bir yerin TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesi hükümlerine göre tapuya tesciline karar verilebilmesi için Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarına göre haritasında yol olarak gösterildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması gerekmektedir.
Somut olayda dava konusu taşınmaz 15.2.1989 tarihinde düzenlenen paftasında yol olarak gösterilmek suretiyle belirtilmiştir. O tarihten 1.11.2002 dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşulları geçmemiştir. Davanın tamamının bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Bu nedenle Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün kabule ilişkin bölümünün BOZULMASINA,
Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Az yukarıda açıklanan gerekçelerde belirtildiği gibi taşınmazın paftasında yol olarak bırakıldığı tarih ile dava tarihi arasında kazanmayı sağlayan 20 yıllık zilyetlik süresi geçmemiştir. Bundan ayrı, Ziraat Bilirkişisi Saffet Bakır raporunda, B ile gösterilen taşınmaz bölümünün % 40 eğime sahip olduğunu, üzerinde teknik olarak tarımsal faaliyet yapılmasına imkan bulunmadığını, yabancı otlarla kaplı olduğunu belirtmiştir. Bu açıklamalar karşısında bu yerin zilyetlik ile kazanılması mümkün değildir. Taşınmazın bu kısmının reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı yön bulunmadığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün redde ilişkin bölümünün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarih de yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 375.000.000 TL. avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazine'ye verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 10.100.000 lira onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 50.650.000 liranın istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine 02.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy