(1086 S. K. m. 438) (492 S. K. m. 13)
Dava: Ziya Gökalp Bilgel ile Hazine, Ürünlü Köyü Tüzel Kişiliği ve Killik Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne dair Bozova Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 16.12.2003 gün ve 109/821 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 1955 yılında Tekin Tepe ve arkadaşlarından vekil edeninin satın ve devir aldığı dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığını, fıstıklık haline getirilen dava konusu yerlerin vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan bu yerlerin kazanılmayacak yerlerden olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Yasal hasım olmasına karşın ayrıca davaya katılan Ürünlü Köyü temsilcisi, tescil konusu taşınmazların köy kadim mer'ası olduğunu, davanın reddine karar verilmesini istemiş, yargılamanın ilerleyen aşamalarında katılma isteğinden vazgeçerek taşınmazların köyle ilgisinin olmadığını bildirmiştir.
Davalı Killik Köyü temsilcisi, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece hüküm fıkrasında belirtilen taşınmazların davacı adına kısmen tapuya tesciline, kısmen mülkiyetin tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Ürünlü Köyü muhtarı davanın açılmasından sonra tescil konusu taşınmazların köye ait mer'a olduğunu ileri sürerek davaya katılmış, yargılamada köyle ilgisi bulunmadığı takdirde katılma isteğinden feragat ettiğini bildirmiştir. Davalı Köy muhtarının katılma yolu ile ileri sürmüş olduğu bu isteğinden feragatı hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz. Mahkemece katılma isteğinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de taşınmazların mer'a olmadığı belirlendiğine göre hükmün bu bölümü sonucu itibariyle doğru görülmüş ve bozma sebebi yapılmamıştır.
Dava konusu taşınmazlar kısmen Ürünlü, kısmen Killik Köyü çalışma alanı içinde bulunmaktadır. Kadastro Müdürlüğünün karşılık yazısında Ürünlü Köyü'nde bulunan taşınmazların 1975 yılında taşlık Killik Köyü'nde bulunan yerlerin 1975-1976 yıllarında 766 sayılı Tapulama Kanununun 2. maddesi hükmü uyarınca tespit dışı bırakıldığı bildirilmiştir. Davacı kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuş, mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle hükmün 1. ve 2. bendinde miktarları yazılı taşınmazların davacı adına tapuya tesciline 3. ve 4. bendinde yazılı taşınmaz bölümlerinin Birecik Baraj gölünün güvenlik alanında kalması nedeniyle tespitine karar verilmiştir.
Dava konusu tüm taşınmazların mer'a olmadığı, hükmün 1. ve 2. bendlerinde yazılı taşınmazların Antepfıstıklığı, olarak davacı tarafından 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edildiği, komşu köyler tarafından seçilen yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiğine, üzerinde 40-45 yaşlarında verimli kapama antepfıstıklığının bulunduğu ve uzun yıllardan beri tarım arazisi olarak kullanıldığı ziraatçi uzman bilirkişinin raporunda açıklandığına, hükmün 3. ve 4. bendlerinde yazılı taşınmaz bölümlerinin Birecik Barajı göl sahasının güvenlik bölgesinde kaldığı belgeler ve uygulama ile belirlendiğine, Fırat Nehrinin yatağından 9-10 metre fark ile yüksekte bulunduğu, nehrin aktif yatağında bulunmadığı jeolog bilirkişi tarafından belirtildiğine, uyuşmazlığın niteliğine göre yasal ilanlar ve incelemeler yapılmış bulunduğuna, hükmün 2.bendinde C 2 harfi ile gösterilen 9665.42 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline denildikten sonra aynı taşınmazın 4.bentte davacı adına yeniden tespitine karar verilmiş olması harflerin numaralandırılmış olmasından kaynaklanmakta olup maddi hataya ilişkin bu hususun her zaman düzeltilmesi mümkün bulunduğuna göre aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Hazinenin tescil isteği olmadığı halde hükmün 5. bendinde C 1 harfi ile gösterilen yerin Hazine adına tesciline karar verilmiş olması temyiz edenin sıfatı yönünden bozma sebebi yapılmamıştır.
Sonuç: Dava kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan tapusuz taşınmazın tesciline ilişkin olup bu tür davalarda davalılar yargılama giderlerinden sorumlu tutulamazlar. Miktarı açıklanmayan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi doğru değil ise de bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 9. bendinde yazılı tümcenin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, davalı Hazine vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/İ maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 04.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy