(4721 S. K. m. 713) (1086 S. K. m. 297)
Dava: Ömer Durgu ile Pakize Korukçu, Kınık Köyü Tüzel Kişiliği ve Hazine aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Sincanlı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.01.2004 gün ve 69/12 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Pakize Korukçu vekili ile duruşmasız olarak incelenmesi ise; Hazine vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.11.2004 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz edenler Pakize Korukçu vekili Avukat Mustafa Çobanoğlu ile Hazine vekili Avukat Armağan Örücü ve karşı taraftan Ömer Durgu vekili Avukat H. Burhan Ayhan geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Pakize Korukçu vekili, taşınmazın miras bırakanı Abdullah Yürek'e ait olduğunu, akli melekeleri yerinde olmadığı için davacıya yapılan satışın sonuç doğurmayacağını, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece 29.04.2003 günlü krokide miktar ve sınırları yazılı 7749 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili ile davalı Pakize Korukçu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın TMK.nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, dava konusu yerin 04.12.1997 günlü belge ile davalı Pakize'nin miras bırakan babası Abdullah tarafından vekil edenine satılıp devredildiğini bildirmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, davacı ve satıcı Abdullah'ın dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunu, ziraatçı uzman bilirkişi kültür arazisi niteliğinde olduğunu açıklamıştır. Satışa ilişkin 04.12.1997 günlü belge HUMK.nun 297. maddesine uygun olarak düzenlenmiş olup, senet tanıkları satıcı Abdullah'ın hukuki ehliyete sahip olduğunu bildirmişler, yerel bilirkişi ve tanıklar da satış ve devir olgusunu doğrulamışlardır. Taşınmazın batısında Goca Deresinin bulunduğu bildirilmiş ise de, tescil konusu taşınmazla dere arasında 3.kişi Halil Yürek isimli kişiye ait yerin bulunduğu belirlenmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine vekili ile diğer davalı Pakize vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Teknik bilirkişi Recep Can tarafından düzenlenen 29.04.2003 havale tarihli kroki ölçeksizdir. TMK.nun 713. maddesinin son fıkrası hükmüne göre; karara uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren krokinin de ekleneceği belirtilmiştir. Kroki teknik bilgileri içermediği gibi, taşınmazın kapsamını belirleme ve uygulama yönünden güçlük yaratacak niteliktedir.
Sonuç: Davalı Pakize vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 375.000.000. TL. avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazineye verilmesine ve 163.000.000. lira peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılardan Pakize Korukçu'ya iadesine 09.11.2004 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı, 21.03.2002 havale tarihli dava dilekçesinde belirttiği tapusuz taşınmazı 04.12.1997 tarihinde haricen satın aldığını açıklayarak, eklemeli zilyetliğin 45-50 yıldan beri kendisi ve bayilerinde olduğunu belirterek nizalı yerin MK.nun 639/1 (TMK.713/1) maddesine tutunarak adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, 29.04.2003 tarihli rapor ve kroki esas alınarak sınırları yazılı 6000 m2'lik krokide yeşil kalemle taralı yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davalı Pakize Korukçu vekili ile Hazine vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya içeriğinden çekişmeli yerle ilgili olarak 25.04.2003 tarihinde yapılan keşifte hazır edilen kadastro fen bilirkişisi keşif zaptına geçen beyanında dava konusu taşınmazı gezip gördüğünü ve gerekli ölçümleri yaptığını, buna göre kroki ve raporu sunacağını beyan etmiştir. Karara esas 29.04.2003 havale tarihli fen bilirkişisi Recep Can tarafından düzenlenen kroki ve raporda yapılan incelemede: Bilirkişinin gerekli ölçümü yaptığı, ancak krokinin ölçeksiz olduğu belirlenmiştir. Ne var ki; karara esas bu kroki TMK.nun 713/son maddesi kapsamına uygun düzenlenmiş, infazı kabil kroki ve rapordur. Şöyle ki; krokide çekişmeli taşınmazın sınırları metre olarak yazılıdır. Metrekare olarak alanı bellidir. Komşu taşınmazların sınırları metre olarak yazılmıştır ve komşu taşınmaz malikleri krokide zemin durumuna göre isimleri açıklanarak tek tek belirtilmiştir. Öyle ise bu nitelikli bir kroki ve raporun infazı mümkündür. Bilindiği üzere, geciken adalet, adaletsizliktir. Ayrıca, yargılamanın en seri şekilde ve en az masrafla ve doğru olarak sonuçlandırılması gerekir. Somut olayda; infaza elverişli kroki, rapor ve karar mevcuttur. Öyle ise, kararın çoğunluk tarafından benimsenen görüşlerle bozulması davacıya ek masraf gerektirecektir. Ayrıca, tapusunu almakta ve bundan yararlanmakta gecikme olacaktır. Tüm bu nedenlerle çoğunluğun bozma gerekçelerine katılamıyorum. Yerel mahkeme kararı doğrudur. Karara ek kroki ve raporun infaz kabiliyeti mevcuttur, onanması gerektiği düşüncesindeyim. 09.11.2004 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy