(1086 S. K. m. 8, 76) (4721 S. K. m. 982)
Neşet Koç ile Celal Sarp aralarındaki zilyetliğin korunması davasında mahkemenin görevsizliğine dair Boğazlıyan Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 08.06.2004 gün ve 413/179 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, 114 ada 226 ve 229 parsel numarası ile vekil edeni adına kayıtlı dava konusu taşınmazlara davalının vekil edeninin kullanmasına karşı koyduğunu açıklayarak vekil edeninin zilyetliğinin korunmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu parsellerin paydaşları arasında yer aldığını, bu nedenle taşınmazdan yararlandığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın mülkiyet hakkından kaynaklandığı ve dava konusu taşınmazların dava tarihindeki değerine göre uyuşmazlığa bakmanın Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle uyuşmazlık hakkında görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Boğazlıyan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tapu kayıtlarına göre dava konusu parseller davacı, davalı ve davada taraf durumunu almayan diğer kimseler adına paylı mülkiyet esasına göre tapuda kayıtlı bulunan yerlerdir. Davacı vekili, vekil edeninin taşınmazlardan yararlanmasına karşı konulduğunu ileri sürerek zilyetliğinin korunması isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, davacının dava dilekçesindeki açıklamaları göz önünde tutulmaksızın taşınmazların değerleri göz önünde tutulmak suretiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
HUMK.nun 76. maddesi hükmüne göre davanın esası olan maddi olayları bildirmek taraflara, bunları nitelendirmek ve uygulanacak kanun maddelerini bulmak hakime aittir. Davacı vekili, dilekçesinde açıkça TMK. nun 982. ve devamı maddelerinde düzenlenen zilyetliğin dava yoluyla korunması hükümlerine dayanarak istekte bulunmuştur. Malik mülkiyet hakkına dayanarak dava açabileceği gibi bu haktan bağımsız olarak zilyetliğin korunması yoluyla da elatmanın önlenilmesini isteyebilir. Davacı vekili, gerek dava dilekçesinde gerekse yargılamanın tüm aşamalarında zilyetliğin korunmasını açıkça istediğine göre, ileri sürülen olaylar ve açıklamalar yanlış değerlendirilerek isteğin mülkiyet hakkına dayalı olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde görevsizlik karan verilmiş olması doğru değildir. HUMK.nun 8-II/3 fıkrasında taşınmaz mallarda zilyetliğin korunmasıyla ilgili davalar Sulh Hukuk Mahkemesinin görevleri arasında düzenlenmiş bulunduğuna göre iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmiş olması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10.100.000.- lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 18.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy