(4721 S. K. m. 737) (1086 S. K. m. 417)
S.Y. ile A.S. ve P. Ticaret AŞ. aralarındaki el atmanın önlenmesi ve yıkım davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Isparta Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 21.04.2003 gün ve 443/279 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından üresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı, 20 ada 289 parseldeki arsasına yaptırdığı binada oturduğunu, komşu 8007 ada 2 ve 3 nolu parseller üzerine davalılarca petrol istasyonu yaptırıldığını, parsel sınırına davalı tarafça dikilen 70-75 adet kavak ağacının kendi tarafına düşme tehlikesi olduğunu, toz ve yapraklarının ev ve avlusunu kirlettiğini, gün ışığını engellediğini belirtmek suretiyle davalıların el atmalarının önlenmesine ve ağaçların kesilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, yağmur sularının kot farkı nedeniyle davacı tarafına akmasından sorumlu olamayacaklarını, kavak ağaçlarından davacı yerine uzananların dallarının tespit sonrası kestirildiğini, ağaçların sınırdan en az 3-4 metre uzaklıkta bulunduğunu, tecavüz ve zarar tehlikesinin söz konusu olmadığını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK.nun 737 ve devamı maddelerinde sözü edilen komşu hakkına (komşuluk hukukuna) ilişkindir.
Bilindiği üzere; çağın gelişimine uygun olarak zamanımızda gerek uygulamada gerekse doktrinde (öğretide) mülkiyetin mutlak, sınırsız yetkiler sağlayan bir hak olduğu görüşü artık terkedilmiş olup, çağdaş hukuk sistemlerinde geniş hakların buna bağlı yetkiler yanında bazı ödevler de yüklediği görüşü kabul edilmektedir. Toplum (üçüncü şahıslar anlamında) malikin mülkiyet hakkından kaynaklanan çıkar ve yetkilerine saygı gösterirken malikin de mülkiyet hakkından kaynaklanan yetkilerini toplumun zararına kullanmaması gerekmektedir. Böylece malikin hak ve çıkarları ile başka maliklerin ve hak sahiplerinin kısaca toplum ve çevrenin hak ve çıkarları dengelenmiş olacaktır.
Bunun sonucu olarak da Hakim somut olayın özelliğini, taşınmazların bulunduğu bölgeleri, yerlerini, niteliklerini, konumlarını, kullanma amaçlarını, yöresel örf ve adetleri göz önünde tutarak normal ve vasat bir insanın hoşgörü ve tahammül sınırlarını aşan bir rahatsızlığın (örneğin el atmanın) bulunup bulunmadığını takdir ve tespit etmelidir. Bundan dolayı da TMK.nun 737. maddesi ile " Herkesin taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlü" olduğu belirtilmiş, keza TMK.nun 740. maddesi ile de " Komşunun arazisine taşarak zarar veren dal ve kökleri kesip kendi mülkiyetine geçirebileceği" hüküm altına alınmıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Hükme dayanak yapılan 06.02.2003 günlü bilirkişi raporu da açık ve ayrıntılı olmaması nedeniyle noksandır. Bu raporda yağmur suları ile oto yıkama yerinden gelen sularla ilgili yeterli açıklama yer almakta ise de, özellikle kavak ağaçlarının meydana getirdiği zarar veya tehlike yeterince irdelenmemiştir. Davacı sınırdaki kavak ağaçlarının evin üzerine düşme tehlikesi bulunduğunu, ayrıca toz ve yaprakların ev ve avlusunu kirlettiğini, gün ışığı almasının engellendiğini iddia etmekte, bu nedenlerle ağaçların kesilmesini istemektedir. Yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle yerel, teknik ve ziraatçı uzman bilirkişi aracılığı ile yeniden taşınmaz başında keşif yapılması, teknik bilirkişiden davacı ev ve avlusunun yer aldığı parsel ile davalı parselini ve sınırını, sınırdaki ihata duvarını, kavak ağaçlarının davacı ev ve avlusuna ve ihata duvarına olan mesafesini belirtir (ağaçların yer, sıra ve konumlarını da gösterir şekilde) denetime elverişli krokili rapor alınması, ziraatçı uzman bilirkişiden bu ağaçların adedi, cinsi ve yaşları itibariyle davacı evi üzerine düşme tehlikesi olup olmadığını, toz (polen) ve yapraklarını dökülmesi nedeniyle davacı ev ve avlusuna "Zarar verip vermediğini, keza davacı ev ve avlusunun gün ışığından yararlanmasının engellenip engellenmediğini, bu iddialar nedeniyle el atma veya zarar varsa nedenlerini ve derecesini, zararın önlenmesini teminen ağaçların tümünün veya bir kısmının (açıkça ne kadarının) kesilmesi gerekip gerekmediğini gösterir gerekçeli rapor alınması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Bundan ayrı; kabul şekline göre de davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olması göz önünde tutularak kabul edilen kısmın dava değeri üzerinden yargılama giderlerinin taraflar arasında bölüştürülmesi ve reddedilen hüküm bölümü ile ilgili olarak hüküm tarihindeki değer üzerinden yargılama oturumlarında avukat marifetiyle temsil olunan davalılar yararına avukatlık ücreti tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiştir.
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün kabule ilişkin bölümünün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 7.900.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 04.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy