(1086 S. K. m. 38) (442 S. K. m. 20, 33)
Dava: K. ile Hazine ve A. Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Görele Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 27.11.2002 gün ve 184/232 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları gösterilen bir parça taşınmazın kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı köy tüzel kişiliği, ayrıca cevap ve delil bildirmemiştir.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın MK'nun 639 ( TMK'nun 713/1. )maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir.
Dairemizin 25.04.2002 günlü ve 3124/3373 esas ve karar sayılı bozma ilamında özetle; H... Davacı K.; davada davalı durumunda bulunan A. Köyü muhtarı olduğu, aynı davada köy tüzel kişiliğini temsil etmesinin mümkün olmadığı, 442 sayılı Köy Kanunu hükümleri uyarınca davada davalı köyü temsil etmek üzere köy demeğince bir temsilci atanarak onun huzuruyla yargılamaya devam olunması, ondan sonra uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiği belirtilmiş, mahkemece bozma kararına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yerel mahkemece bozma kararına uyulmuş olmasına karşın bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Yargıtay bozma ilamına uyulmakla ilgilileri yönünden usulü kazanılmış hak doğar ve mahkemece bozma kararında gösterilen esaslar çerçevesinde araştırma ve inceleme yapmak ve buna göre hüküm kurmak yükümlülüğü ortaya çıkar. 442 sayılı Köy Kanunu'nun 33/b fıkrasında "Köy tüzel kişiliği ile davacı ve davalı olan muhtar ve ihtiyar meclisi üyeleri bu davalarda köy tüzel kişiliğini temsil edemezler. Yetkili temsilciyi köy demeği seçer" denilmiştir. Aynı kanunun 20. maddesi ile de köy demeğinin oluşumu düzenlenmiş bulunmaktadır. Dosyaya sunulan 18.11.2002 tarihli köy karar defteri yaprağından; köy temsilcisi H'nin eldeki dosyada davacı durumunda bulunan köy muhtarı ile dört aza tarafından görevlendirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda yetkili temsilci anılan kanun hükmüne uygun olarak seçilmiş değildir. Yetkili temsilci kanun hükmüne uygun olarak köy demeğince seçilmelidir. İşbu davada davalı köyü temsil etmek üzere köy demeğince bir temsilci atanarak onun huzuru ile yargılamaya devam olunması, ondan sonra uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Ayrıca hüküm yine, davacı durumunda bulunan K'ya tebliğ edilmiştir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK'nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına 18.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy