(2863 S. K. m. 11/1)
Dava: K. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Gökçeada Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 25.05.2004 gün ve 87/62 sayılı hükmün Yargıtay' ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 282 ada 22 parselin Hazine üzerindeki tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 282 ada 22 parsele ait kadastro tutanağında; taşınmazın halen S'nin kullanımında olduğu, Edirne Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nca gönderilen 1/25000 ölçekli sit haritasının uygulanması sonucu "kentsel Sit etkilenme alanında" kaldığı açıklanmak suretiyle 21.10.1996 tarihinde arsa niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuş, mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bir yerin zilyetlik yoluyla kazanılabilmesi için diğer kazanma koşulları yanında taşınmazın kazanılmaya elverişli yerlerden olması gerekir. Kadastro tutanağındaki açıklamalara göre; dava konusu taşınmaz "kentsel sit etkilenme alanı" kapsamında kalan bir yerdir. Mahkemece 2863 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca düzenlenen belgeler getirtilmediği gibi, bu yerin teknik bilirkişi aracılığıyla yapılan uygulamaya dayanılarak kentsel sit etkilenme alanında kaldığı bildirilmiştir. Öncelikle, 2863 Sayılı Kanunu ilgilendiren uyuşmazlıklarda, uygulamanın bu konuda uzman olan arkeolog bilirkişi aracılığıyla yapılması gerekir. Mahkemece, kentsel sit etkilenme alanı ile ilgili belgeler getirtilmeden teknik bilirkişinin görüşüne dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Dairemizin ve YARGITAY Hukuk Genel Kurulu'nun önceki uygulamalarına göre kural olarak sit alanında kalan bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün bulunmakta idi. 27.07.2004 tarihinde yayınlanmak suretiyle aynı tarihte yürürlüğe giren 5226 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 5. maddesiyle 2863 Sayılı Kanunun 11. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesine "sit alanları" ibaresi eklenmek suretiyle bu tür yerlerin de kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Kamu düzeniyle ilgili bulunan bu hükmün kesinleşmemiş, görülmekte olan davalarda da göz önünde tutulması gerekmektedir. Ne var ki bu sonuca ulaşabilmek için Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nca düzenlenen belgeler, özellikle kentsel sit etkilenme alanına ilişkin karar, belge ve haritaların eksiksiz olarak getirtilmesi, ondan sonra arkeolog bilirkişi aracılığıyla yerine uygulanması, uygulamanın YARGITAY denetimi sırasında izlenebilmesi bakımından teknik bilirkişi tarafından krokisine işaret edilmesi, arkeolog bilirkişiden gerekçeli rapor alınması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü İle hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK'nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 18.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy