(4046 S. K. m. 19) (4721 S. K. m. 713, 724) (743 S. K. m. 639, 650) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Gökçeada Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 09.12.2003 gün ve 148/137 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili ve Hazine vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde ada ve parsel noları belirtilen 8 parça taşınmazın davacı kurum kullanımında olduğundan bahisle Hazine adına olan tapularının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, tahsis yapıldığını doğrulamış, ancak yasal prosedür işletilmeksizin doğrudan dava açıldığından bahisle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle 101 ada 1, 102 ada 1 ve 147 ada 12 nolu parseller yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer parseller yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili, redde ilişkin bölümü ise davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, dava konusu yapılan taşınmazların yıllardır davacının kullanımında olduğu halde Hazine adına tespit edildiğini, aslında bu yerlerin Bakanlar Kurulu kararı ile davacı kullanımına devredildiğini belirtmek suretiyle 4046 sayılı Kanun hükümleri uyarınca iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yönünden:
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, dava konusu taşınmazlardan 101 ada 1, 102 ada 1 ve 147 ada 12 nolu parsellerin Bakanlar Kurulu'nun 08.12.1992 günlü ve 20777 sayılı kararı ve Milli Emlak Genel Müdürlüğünün 12.04.1990, 04.06.1990 ve 25.06.1990 günlü yazıları ile DLH'nin kullanımına tahsis edildiğinin, 6237 sayılı Kanun hükümleri gereğince DLH tarafından yapılan tüm liman tesislerinin davacı kuruma devredildiğinin belirtilmiş olmasına, 4046 sayılı Kanunun 19/B-a maddesi ile de bu tür tahsisi yapılan taşınmazların mülkiyetinin bedelleri şirketin kuruluşunda veya yapılacak sermaye artırımında ayni sermaye olarak konulmak üzere ödeme yapılmaksızın ilgili kurula devredileceğinin açıklanmış ve davacı kurumun da özelleştirme kapsamına alınan şirketlerden olduğunun anlaşılmış bulunmasına göre mahkemece yukarıda ada ve parsel noları belirtilen taşınmazlar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün 101 ada 1, 102 ada 1 ve 147 ada 12 nolu parsellere ilişkin bölümünün ONANMASINA,
Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince: Mahkemece kısmen kabule ilişkin parseller dışında kalan parseller yönünden ise herhangi bir tahsis işleminin yapılmadığı gerekçesiyle davanın kısmen reddine karar verilmiştir. Davacı taraf dava konusu yapılan tüm parsellerin yıllardır davacı kurumun liman hizmet ve liman hizmet geri sahası olarak kullanımında olduğunu, taşınmazların bütünlük arz ettiğini, ayrıma tabi tutulmasının hizmetin gerektiği gibi ifasını engelleyeceğini belirtmek suretiyle redde ilişkin parseller yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini istemektedir. Anılan parseller bakımından mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Bu itibarla redde ilişkin taşınmazlar yönünden tarafların bu yoldaki tüm delillerinin eksiksiz bir şekilde toplanılması, ondan sonra dosya içeriği ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün redde ilişkin bölümünün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/İ maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına ve 10.100.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine 04.10.2004 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı Türkiye Denizlik İşletmeleri AŞ vekili, 27.11.2001 havale tarihli dilekçesinde Uğurlu Köyündeki 8 adet kadastral parselin davalı Hazine adına olan kayıtlarının iptali ile vekil eden idare adına tescilini karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili, çekişmeli taşınmazların bir kısmının davacı tarafa tahsis edildiğini, tahsis işlemine dayanılarak kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, 09.12.2003 tarihli kısa kararda davanın kısmen kabul, kısmen reddine kararı verilmiştir. Gerekçeli kararda ise, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, Gökçeada İlçesi Uğurlu Köyü gizli Liman mevkii 101 ada 1 parsel, 102 ada 1 parsel ve 147 ada 12 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Dava konusu öteki parsellerle ilgili olarak olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamıştır.
Karar, süresi içerisinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya içeriğinden: Davacı idare davasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuksal nedeni ile Bakanlar Kurulunun 08.12.1997 gün 20777 sayılı kararı ve 26.07.1993 tarihli bakanlık onayı ile 4046 sayılı Özeleştirme Kanunu hükümlerine tutunarak eldeki iptal ve tescil davasını açmıştır.
Dava konusu yapılan parsellerin kadastro tutanakları getirilip incelenmiştir. Bu yerlerin öncesinin Hazine adına tapulu oldukları, kadastro tespitlerinin 24.08.1998 tarihinde yapıldığı ve itirazsız 16.02.1999 tarihinde Hazine adına kesinleştirildiği, beyanlar hanesindeki bilgilere göre 2.dereceden doğal sit alanında kaldıkları anlaşılmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden taşınmazların öncesi tapuludur. İdari yönden Hazine adına kayıt oluşturulmuştur. Hazine bir kısım taşınmazı davacı adına tahsis etmiştir. Tahsis işlemi idari bir işlemdir. İlgilisine tahsis edilen taşınmazı tahsis amacına uygun olarak kullanmak hak ve yetkisi bahşeder. Bir başka anlatımla tahsis, ilgilisine buna dayanarak zilyetlik hangi süreye ulaşırsa ulaşsın MK.nun 639/1, TMK.nun 713/1 maddesi uyarınca tescil hakkı doğurmaz. Taşınmazlar üzerine, tahsisten önce ya da sonra inşa edilen bina, liman ve eklentileri sebebiyle de MK.nun 650, TMK.nun 724. maddesi uyarınca tescil hakkı bahşetmez.
Bundan ayrı taşınmazlar ikinci derecede doğal sit alanında kalmaktadırlar. Sit alanında bulunan taşınmazların zilyetlik yoluyla özel mülk haline getirilmesi olanaklı değildir. (2863 sayılı Yasada değişiklik yapan 5226 sayılı Kanunun 5. maddesi kapsamına göre) Ayrıca, dosyada mevcut Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 28 Temmuz 2004 tarih ve 7080 sayılı yazılarından davacı şirketin özelleştirme kapsamına ve programına alındığı, sermayesinin tamamının Devlet'e ait bulunduğu ve anonim şirket niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, dosyaya sunulan tasdikli Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. Ana Sözleşmesinin 3. maddesinin F bendinde taşınır ve taşınmaz mal alım ve satım işlerini yapmak amaç ve faaliyetleri bulunduğu belirlenmiştir. Buradan, davacının, tahsis, zilyetlik, temliken tescil nedenlerine tutunarak bir başkası adına kayıtlı taşınmazın hükmen tescil yoluyla edinme imkanının olmadığı tartışmasızdır. Eş anlatımla davacı taraf bu tür davalarla taşınmaz mal iktisap etmeye ehil değildir.
Ayrıca HUMK.nun 388. ve 389. maddeleri uyarınca mahkeme kararları açık net ve anlaşılır nitelikte olmalıdır. Yukarıda açıklandığı üzere kısa kararda davanın kısmen kabul ve kısmen reddine yazılıdır. Gerekçeli kararda ise, kabulüne karar verilen taşınmazlar belirtilmiş ancak hakkında dava açılan öteki taşınmazlarla ilgili olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Yorum yolu ile kabulüne karar verilen parsellerin dışındakiler hakkında davanın red edildiği sonucuna ulaşmak doğru olmamaktadır.
Hal böyle olunca:
Taşınmazların sit alanında bulunması, sit alanındaki taşınmazların zilyetlikle kazanılmalarının olanaklı olmaması, ayrıca davacının dosyada mevcut ana sözleşme kapsamına göre böyle bir davayı açmak ve takip etmek yetki ve yeteneğine haiz olmaması yanında kendisine idari yoldan tahsis edilen taşınmazların tescilini istemenin de mümkün olmayacağı gözönünde bulundurulması davacının bu yerde bazı tesisleri yapmış olmasının onu MK.nun 650, TMK.nun 724. maddesinden yararlanılamayacağının dikkate alınması ve denizden doldurulan yerlerin hiçbir zaman özel mülkiyete konu olamayacağı hukuksal sebepleri dikkate alınarak davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere 101 ada 1, 102 ada 1 ve 147 ada 12 parseller için davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Tüm bu nedenlerle onanmasına şeklindeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmam mümkün olmamıştır. Tüm bu sebeplerle kararın bozulması gerektiği kanaatindeyim. 04.10.2004 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy