(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17) (6831 S. K. m. 2)
Dava: Hafize Dılgın ile Hazine ve Çığlık Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Antalya 6. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 27.01.2004 gün ve 383/32 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hafize Dılgın vekili ile davalı Hazine vekili taraflarınca süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dilekçede mevkii ve sınırları yazılı kadastro çalışmaları esnasında tespit harici bırakılan bir parça taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili, redde ilişkin bölümü ise davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro çalışmaları sırasında kadastro dışı bırakılan taşınmazın TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesi hükümleri uyarınca tescili isteğine ilişkindir.
Davacı vekili imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı Hazine vekili taşınmazın gerçek zilyedinin davacı olmadığını, taşınmazın davacının eşi Hüseyin ve kayınbiraderi Mustafa Dılgın tarafından kullanıldığını, bu kişiler tarafından 1985-1987 ve 1995 yıllarında idareye ecrimisil ödendiğini, yine bu kişiler tarafından Hazineye karşı Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/1069 Esas sayılı dosyası ile açılan tescil davasının başarıya ulaşamaması sonrası bu kez davacı Hafize tarafından bu davanın açıldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne, fenni bilirkişi tarafından düzenlenen 27.06.2003 günlü krokiye göre A harfi ile gösterilen 3484 m2 ve B harfi ile gösterilen 2671 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümlerinin davacı adına tesciline, aynı tarihli krokiye göre C harfi ile gösterilen 2504 m2 yüzölçümündeki taşınmaz yönünden ise kesinleşmiş orman sınırlama hattının içerisinde kalması ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğu açıklanmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ormancı bilirkişi raporu, sınırlama ve makiye tefrike ilişkin belgelere göre, dava konusu A harfi ile gösterilen taşınmaz 1942 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca yapılan orman sınırlandırma çalışmaları sırasında sınırlama hattı dışında orman sayılmayan yerlerdendir. B ve C harfi ile gösterilen taşınmaz bölümleri ise orman sınırlandırma hattının içinde kalması sebebi ile orman sayılan yerlerdendir. Ancak B harfi ile gösterilen 2671 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 1981 yılında 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi hükmü uyarınca nitelik kaybı sebebi ile orman dışına çıkarılmış, ayrıca her üç taşınmaz bölümü 1952 yılında 5653 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan çalışmalar esnasında yetkili Maki Tefrik Komisyonu tarafından makiye tefrik edilmiştir. Kesinleşmiş sınırlama hattı içerisinde kalan taşınmaz bölümleri 1952 yılında Maki Tefrik Komisyonunca makiye tefrik edilmek suretiyle ormanla bağlantısı kesilmiş olmaktadır. Bu nedenle, orman sayılmayan bir yerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında imar-ihya edilmesi kazanmayı sağlar. Kabule karar verilen bölümlerde olduğu gibi C harfi ile gösterilen kısım yönünden de imar-ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleşmiş olduğu davacı tarafça kanıtlanmıştır.
Bu kısım yönünden de kabul kararı verilmesi hususunda davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerindedir. Ancak davalı Hazine vekilinin 05.03.2003 günlü dilekçesinde ileri sürmüş olduğu hususlar üzerinde durulmamıştır. Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/1069 esas sayılı dava dosyası getirtilip incelenmemiş, taşınmazlar için davacının eşi Hüseyin ve kayınbiraderi Mustafa tarafından tescil davası açılıp açılmadığı, açılmış ise davanın ne şekilde sonuçlandığı, davacıyı bağlayan yönü olup olmadığı, idareye ecrimisil ödenip ödenmediği, gerçekten de taşınmaza bu kişilerin zilyet olup olmadıkları hususu yeterince araştırılmamış, eksik inceleme ile hüküm tesis edilmiştir.
Az öncede açıklandığı gibi ilgili dava dosyasının ve ecrimisil evraklarının getirtilerek dosya arasına alınması, davaya konu taşınmazlarla ilgisi üzerinde durulması, aynı taşınmazlarla ilgili ise uyuşmazlığın çözümünde göz önüne alınması, yapılacak inceleme neticesinde davacıyı bağlayan bir husus olup olmadığının tartışılması, olmadığı sonucuna varılacak olur ise taşınmazların tamamı yönünden kabul kararı verilmesi, şayet davacıyı bağlayacak bir durum ortaya çıkacak olur ise tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Davacı vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.428 maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10.100.000.- lira peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 27.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy