(766 S. K. m. 2) (6831 S. K. m. 1) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Emin Yıldırım ile Hazine ve Atakent Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Silifke Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.04.2004 gün ve 279/452 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dilekçede mevkii ve hudutları yazılı taşınmazların vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, 1966 yılında yapılan kadastro çalışmaları esnasında 766 sayılı Kanunun 2. maddesi hükmü uyarınca tespit dışı bırakılan dava konusu taşınmazların, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1.maddesi hükmü uyarınca orman sayılmayan yerlerden olduğu ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen 24.01.2004 günlü, raporda, kültür arazisi niteliğinde yerlerden olduğu ziraatçı bilirkişi tarafından düzenlenen 17.02.2004 günlü raporda gerekçeli olarak açıklandığına, taşınmazın davacı ve miras bırakanı tarafından imar-ihya edildikten sonra dava tarihine kadar 20 yılı aşan süre ile koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunulduğu yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından açıklandığına, uyuşmazlığın niteliğine göre yasal ilanlar ve incelemeler yapılmış bulunduğuna göre, aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemeyecektir. Taşınmazın, davacıya miras bırakanından intikal ettiği ve intikal tarihi ile dava tarihi arasında davacının tek başına kazanmayı sağlayan zilyetlik süresinin dolmadığı belirlendiğine göre, 1617 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 26.07.1972 tarihinden itibaren anılan hüküm gözönünde tutularak davacı, miras bırakanı Teslime Yıldırım ve davacı dışındaki diğer mirasçılar adlarına kadastro yolu ile veya açılan dava sonunda tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden, açılmış dava olup olmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece bu husus araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinden olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 27.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy