(4721 S. K. m. 706, 713) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Fatma Ulutürk ve müşterekleri ile Salih Ulutürk aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair İzmir 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 05.04.2004 gün ve 804/160 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.12.2004 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili Avukat Hülya Çabuk ve karşı taraftan davalı vekili Avukat Abdullah Altınsay geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, ortak miras bırakanı Kadir Ulutürk'ün 1975 yılında satın ve devraldığı, 1996 ölüm tarihine kadar zilyet olduğu taşınmazın, 27.07.1984 tarihinde davalı tarafından kayıt malikinden satın ve devralındığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu yerin vekil edeninin tapuda satın ve devraldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
150 m2 yüzölçümlü dava konusu 3549 parsele ait tapu kaydında ifraz sonucu 23.03.1962 tarihinde Salim Burçoğlu ve müşterekleri adına tapuya tescil edilmiş, daha sonraki tashih ve taksimler sonucu 27.07.1984 tarihinde Kadir oğlu davalı Salih Ulutürk adına tescil edilmiştir. Dava konusu taşınmaz tarafların ortak miras bırakanı Kadir'in satın aldığı ve zilyet olduğu 1975 tarihinde kadastro yoluyla tapuya tescil edilen bir yerdir. Tapulu bir taşınmazın haricen satış ve devri TMK. nun 706, Borçlar Kanunu'nun 213 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddesi hükümleri karşısında geçersizdir. Harici satış kadastrodan sonraki bir döneme rastladığı için olaya 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesinin de uygulanması söz konusu değildir. Tapu kaydının TMK. nun 713/2. maddesi hükmü uyarınca hukuki değerini yitirdiği ileri sürülmediğine ve kayıttan da bu yön anlaşılmadığına göre, davacılar ve ortak miras bırakan Kadir'in bu yeri edindiği kabul edilemez. Davalı, Tapu Sicil Müdürü önünde dava konusu yeri edindiği belirlenmiş bulunduğuna göre iktisabı da geçerlidir. Tüm bu açıklamalar karşısında davalının satın ve adına tescil ettirdiği tarihten önce ortak miras bırakan Kadir'in bu yeri kazandığı kabul edilemez. Tüm bu açıklamalar karşısında mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 400.000.000.-TL. Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 10.100.000.- lira peşin harcın onama harcına mahsubuna 14.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy