(818 S. K. m. 244)
Mustafa Konuk ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Cide Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.03.2004 gün ve 100/58 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı, Hazineye ait 01.06.1998 gün 2 nolu tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davacı tarafından okul binası yapılması amacıyla köy tüzel kişiliğine bağışlandığı, amaca uygun tesis yapılmadığı, zilyetliğin halen davacıda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz Cide Mal Müdürlüğünün 14.05.1998 gün ve 177 sayılı istem yazılarına dayanılarak 01.06.1998 gün ve 2 numarayla arsa niteliği ile Hazine adına tescil edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz öncesi itibariyle tapusuz olan bir yerdir. Dosya arasındaki bağış senedi ve köy karar defterindeki bilgilere göre, dava konusu yerin okul binası yapılmak üzere köy tüzel kişiliğine koşullu olarak bağışlandığı belirtilmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın davacı tarafından köye bağışlanmış olmasına karşın hiç teslim edilmediğini, halen zilyetliğinde bulunduğunu, bağış amacına uygun olarak tesis yapılmadığını bildirmişlerdir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Az yukarıda da açıklandığı üzere;tapusuz olan taşınmaz davacı tarafından koşullu olarak bağışlanmıştır. Borçlar Kanununun 244. maddesinde hangi hallerde bağışlayanın bağışından rücu edebileceği ve bağışlanan malı geri alacağı açıklanmıştır. Bu maddenin 3. fıkrasında; bağışlananın haklı bir sebep olmaksızın bağışlamayı sınırlayan mükellefiyetleri yerine getirmemesi durumunda bağışlayan bağışlamayı geri alabilir ve bağışlananın zenginleşmiş olduğu ölçüde geri isteyebilir.
Somut olayda; mahkemece haklı bir sebep olmaksızın koşulun yerine getirilip getirilmediği araştırılmadan hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Bundan ayrı, tapu kaydının edinme sebebi sütununda, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu açıklanmıştır. Her ne kadar bu yerin davacı tarafından bağışlandığı ileri sürülmüş ve kabul edilmiş ise de, taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli yerlerden olup olmadığının bu konuda uzman bilirkişi aracılığıyla araştırılıp belirlenmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 22.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy