(4721 S. K. m. 706) (818 S. K. 213) (2644 S. K. m. 26) (1086 S. K. m. 440)
Dava: Kemal Çıtanak ile Necmi Yargı aralarındaki dava hakkında Adana 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.9.2003 tarih ve 275/792 sayılı hükmün Dairenin 24.05.2004 gün ve 3480/4101 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Davacı vekilleri tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekilleri tarafından davalı aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının reddine ilişkin hüküm davacı vekilinin temyizi üzerine Dairece onanmıştı. Davacı vekilleri süresinde vermiş oldukları 06.07.2004 günlü karar düzeltme dilekçesiyle ileri sürülen nedenlerden ötürü onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün bozulmasını istemişlerdir.
Davacı vekilleri, dava dilekçesinde 14211/37052 payına karşılık 712 ada 18 parselin 108 m2'lik bölümün 04.03.1981 tarihinde vekil edeni tarafından satın ve devralındığını, bu yere ait tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 712 ada 18 parsel 1944 yılında kadastro yoluyla tapuya tescil edilmiştir. Davacı 1981 yılında yapılan harici satışa dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Tapulu bir taşınmazın haricen satış ve devri TMK.nun 706, Borçlar Kanunu'nun 213. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddesi hükümleri karşısında geçersizdir. Mahkemece bu nedenlerle davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekili, karar düzeltme dilekçesine ekli olarak aynı parselin bazı bölümlerinin harici satışı nedeniyle başka kimseler tarafından açılan tapu iptali ve tescil davalarının kabul edildiğini ileri sürmüştür. Karar düzeltme dilekçesine ekli emsal kararlara ait fotokopi örneklerinde davalıların kabulüne dayanılarak hükümler kurulduğu görülmüştür. Emredici hukuk kurallarına aykırı olmadıkça uyuşmazlığın kabul beyanı çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerekir. Bir kimse adına tapuda kayıtlı bir taşınmaz tapuda devredilebileceği gibi aleyhine açılabilen bir davayı da kabul etmesinde de herhangi bir engel bulunmamaktadır. Somut olayda; kabul söz konusu olmadığına göre davanın reddi doğru olmaktadır.
Sonuç: Davacı vekillerinin tüm karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, anılan kanunun 442. maddesi uyarınca takdiren 111.405.000 lira para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazineye irad kaydına ve aşağıda müfredatı yazılı 20.600.000.- lira peşin harcın red harcına mahsubuna 11.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy