(2863 S. K. m. 11) (1086 S. K. m. 442)
Dava: Ahmet Ülker ile Hazine aralarındaki dava hakkında Milas Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 08.12.2003 tarih ve 903/795 sayılı hükmün Dairenin 03.05.2004 gün ve 3015/3531 sayılı ilamiyle bozulmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili tarafından davalı Hazine aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının kabulüne ilişkin hüküm davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairece yazılı gerekçe ile bozulmuştu. Davacı vekili süresinde verilen 20.08.2004 günlü karar düzeltme dilekçesi ile ileri sürülen nedenlerden ötürü bozma kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün onanmasını istemiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilamında açıklanan gerektirici sebepler karşısında davacı vekilinin karar düzeltme isteği yerinde görülmemiştir.
Ancak hüküm tarihinden sonra uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulması gereken 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunun da değişiklik yapılmış ve bu kanuna ek hükümler getirilmiştir. 2863 sayılı Kanunun 11. maddesinin 1.fıkrasının 2.cümlesinde korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanlarının zilyetlikle kazanılamayacağı açıklanmıştır. 27.07.2004 tarihinde yayınlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 5226 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Çeşitli Kanunlar da Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunun 5.maddesi ile 2863 sayılı Kanunun 11. maddesinin 1.fıkrasının 2.cümlesinde yer alan koruma alanları ibaresinden sonra gelmek üzere sit alanları ibaresi eklenmiştir. 11.maddeye yapılan bu ekleme ile korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanları yanında sit alanlarının da zilyetlik yoluyla kazanılması yasaklanmıştır.
Sonuç: Dairemizin ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun önceki uygulamalarına göre; taşınmazın sit alanında kalması kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği veya diğer bir mülkiyet belgesiyle kazanılmasına engel olmayıp, koşulların oluşması durumunda bu tür bir yerin mülk olarak edinilmesi ve özel mülkiyet şeklinde tapuya tescil edilmesi mümkün bulunmakta idi. 2863 sayılı Kanun ile bu kanunda değişiklik yapan ve ek hükümler getiren tüm kanun hükümleri emredici nitelikte olup, görülmekte olan davalarda da gözönünde tutulması gerekir. Hüküm tarihinden sonra ortaya çıkan bu durumun gözönünde tutulması gerekmekte olup bu hususun bozma ilamına ilavesine, davacı vekilinin tüm düzeltme isteklerinin REDDİNE, ve anılan kanunun 442. maddesi uyarınca takdiren 111.405.000.- lira para cezası ile aşağıda yazılı 20.600.000.- lira red harcının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazineye irad kaydına 15.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy