(3402 S. K. m. 18)
Dava: Ferzender Ürekil ve Mehmet Ürekil ile Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü aralarındaki mülkiyetin tespiti davasının kabulüne dair Iğdır Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 27.05.2004 tarih ve 401/56 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalılar Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, vekil edenleri adına tesbit ve tescil edilen 101 ada 173, 174, 175 parsellerle bir tüm olan dava konusu taşınmazın kanal vasfıyla 101 ada 372 parsel içinde tesbit edildiğini, tespitten önceki kazanmayı sağlayan 30-40 seneyi aşkın zilyetlik sebebiyle mülkiyet hakkının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, sebep açıklamaksızın davanın reddine, DSİ vekili taşınmaz üzerinden idarece kanal geçirildiği, kamu malına dönüştürüldüğü için edinilmesinin mümkün olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece teknik bilirkişinin düzenlediği krokide 372/A ile gösterilen 213 m2 yerin davacı Mehmet Ürekil'e 372/C ile gösterilen 622 m2 yer üzerinde de Ferzender Ürekil'in mülkiyet hakkının tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine ve davalı DSİ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümlerini kapsayan 101 ada 372 parsele ilişkin kadastro tutanağında Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, 1992 yılında Devlet Su İşleri kanalının geçmesi ile kanal vasfına dönüştüğü ve halende kanal olarak kullanılmakta olduğunun belirlenmesi üzerine 3402 s. Kadastro Yasasının 18. maddesi hükümü uyarınca 09.04.1999 gününde kanal niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacılar görülmekte olan bu dava ile kanal yapımından önce 30-40 seneyi aşkın bir süreden bu yana özel mülkiyet biçiminde tasarruf ettiklerini açıklayarak mülkiyet tespitine karar verilmesini istemişlerdir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, kanal yapımından önce bitişik ve komşu parsellerle aynı yapıda olan dava konusu taşınmaz bölümlerinin davacılar tarafından tasarruf edildiğini bildirmişlerdir. Davacıların dava dilekçesinde ada ve parsel numarasını bildirmiş oldukları taşınmazlar hükmen davacılar adına tespit ve tescil edilmiştir. Bu parsellere ilişkin kesinleşmiş karar örneklerinden de anlaşılacağı üzere, dava konusu yerler mera, otlak gibi Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı belirlenmiştir. Taşınmaz kanal yapımı sebebiyle kamu emlaki niteliğini aldığından davacıların bu yer üzerindeki mülkiyet hakkının tespitini istemekte hukuki yararları bulunmaktadır. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre, kanal yapım gününe kadar davacıların dava konusu taşınmazları koşullarına uygun olarak tasarruf ettiği belirlendiğine göre, yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargılama giderleri ve avukatlık ücretine ait temyiz itirazlarına gelince; Dava konusu yer 372 parsel içinde tespit ve tescil edilmiş olmakla birlikte kanala tahsis edilmek ve kullanılmak suretiyle kamu emlakine dönüşmüştür. Böyle bir yerin gerçek kişi veya kişiler adına tapuya tescili mümkün olmaz. Bu durumda, mülkiyetinin tespitine karar verilmesi gerekir. Somut olayda da; uyuşmazlık bu biçimde nitelendirildiğine göre davalılar yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumludurlar. Davalıların temyiz itirazları bu bakımlardan da yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine ve DSİ vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 2588 s. Kanunla eklenen 492 s. Harçlar Yasasının 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına ve aşağıda dökümü yazılı 10.100.000. lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 30.400.000. liranın temyiz edenden alınmasına 14.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy