(6831 S. K. m. 2/B) (3402 S. K. m. 17)
Dava: İsmail Genç ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Antalya 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 16.03.2004 gün ve 716/129 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak 1016 ve 1018 parseller Hazine üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma süre ve koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm Hazine vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 21.04.2003 gün ve 2003/2568-2719 E. ve K. sayılı kararıyla bozulmuştur. Bozma kararında özetle, davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş ancak, dava konusu parsellere ait kadastro tutanakları, ormancı bilirkişi raporu, sınırlama ve makiye tefrike ilişkin belgelerdeki açıklamalara göre, taşınmazların 1946 tarihli kesinleşmiş orman sınırlandırma hattı içerisinde iken 1952 yılında 5650 sayılı Kanun hükümleri uyarınca makiye tefrik edildiği, yapılan ilk tesis kadastro çalışmaları esnasında da orman sınırlama hattının içerisinde kalması nedeni ile tespit dışı bırakıldığı, 1982 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi hükmü uyarınca nitelik kaybı sebebi ile orman dışına çıkarıldığı, 1988 yılında 2924 sayılı Yasa uyarınca yapılan kullanım kadastrosu ile Hazine adına tespit ve tescillerinin yapılmış olduğu, kesinleşmiş orman sınırlandırma hattı içerisinde kalan dava konusu yerlerin 1952 yılında makiye tefrik edilmek suretiyle ormanla bağlantısının kesilmiş olacağı, bu nedenle orman sayılmayan böyle bir yerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında imar-ihya edilmesinin kazanmayı sağlayacağı, ancak dava konusu parsellere ait kadastro tutanaklarındaki açıklamalara göre Gaziler Köyü çalışma alanında ilk tesis kadastro çalışmaları esnasında taşınmazların tespit dışı bırakılmış olduklarının açıklanması karşısında, taşınmazların hangi tarihte ve ne sebeple tespit dışı bırakıldığının kesin olarak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin ve Yargıtay HGK. nun yerleşmiş uygulamalarına göre de, bir yerin paftasında gösterildiği tarihin tespit dışı bırakılma tarihi sayılacağı açıklandıktan sonra, bu tarihin belirlenebilmesi için; dava konusu taşınmazların bulunduğu yöreye ait kadastro paftasının istenerek taşınmazların hangi tarihte ve ne sebeple tespit dışı bırakıldığının Kadastro Müdürlüğü'nden sorulması, pafta üzerindeki yeri ve konumunun belirlenmesine çalışılması, bu belirlenemediği takdirde ilk tesis kadastrosuna göre taşınmazlara en yakın komşu parseller tespit edilerek bunlara ait kadastro tutanaklarının getirtilmesi, bunlardan yararlanılması, gerekirse pafta ve komşu parsellere ait belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle bu hususun açıklığa kavuşturulması, tespit dışı bırakılma tarihi kesin olarak belirlendikten sonra o tarihten kadastroca Hazine adına yapılan tespit tarihine kadar kazanma süre ve koşullarının geçip geçmediğinin gözönünde tutulması gereğine işaret edilerek hüküm bozmaya sevk edilmişti.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde bozmanın gerekleri yerine getirilmemiştir. Bozmadan sonra sadece Kadastro Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabı ile yetinilmiş, Antalya Kadastro Müdürlüğü'nün 05.03.2004 günlü karşılık yazısı ile Gaziler Köyünde ilk tapulama çalışmalarının l ila 168 parsellerin bulunduğu bölgede 1963 yılında, 269 ila 298 parsellerin bulunduğu bölgede 1970 yılında yapıldığı tutanakların 16.09.1970 ila 15.10.1970 tarihleri arasında askı ilana çıkarıldığı, 16.10.1970 tarihinde kadastronun ve paftanın kesinleştiği bildirilmiş, mahkemece başka inceleme ve araştırma yapılmaksızın davanın kabulü yoluna gidilmiştir.
Eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Az önce yukarıda da açıklandığı gibi Dairemizin ve Yargıtay HGK.nun yerleşmiş uygulamalarına göre, bir yerin tespit dışı bırakılma tarihinin tespiti bakımından o yerin paftasında gösterildiği tarih tespit dışı bırakılma tarihi sayılır. İlk tesis kadastrosuna ait pafta, komşu taşınmazlara ait tespit tutanakları getirtilmediği gibi, Kadastro Müdürlüğünün karşılık yazısında taşınmazların tespit dışı bırakıldıkları paftanın düzenleme tarihi hakkında da bir açıklamada yoktur. Anılan yazıda bildirilen pafta kesinleşme tarihinin de tespit dışı bırakılma tarihi olarak kabulü mümkün değildir.
Mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemizin 21.04.2003 gün ve 2003/2568-2719 esas ve karar sayılı bozma ilamında açıklandığı gibi inceleme ve araştırma yapılarak davaya konu taşınmazların tespit dışı bırakılma nedeni ve tarihi kesin olarak belirlenmeli, o tarihten Hazine adına tespit tarihine kadar kazanma süre ve koşullarının davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediği gözönünde tutulmalı ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy