(4721 S. K. m. 996)
Dava: Ü. Bilgin ile Hazine ve U. Belediye Başkanlığı, müdahil A. O. Turan aralarındaki senetsiz tescil davasının reddine dair Gemlik Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 26.05.2004 gün ve 838/460 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01.02.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Ü. Bilgin vekili Avukat G. Taylan ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat F. Tanlık geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak kadastroca tespit dışı bırakılan dava konusu taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davaya katılan A. O. Turan, davacıya sattığı yerin tescili istenilen yer olmadığını açıklamış ise de, yargılama aşamalarında beyanından dönerek 1980 yılından bu yana zilyetliği altında bulunan dava konusu yeri davacıya sattığını bildirmiştir.
Mahkemece, kazanma süresi ve koşullarının geçmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 1964 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında çalılık niteliğiyle tespit dışı bırakılan bir yerdir. Davacı bu yeri 07.06.2001 tarihinde davaya katılan A. O.'dan satın ve devraldığını ileri sürerek tescil isteğinde bulunmuş, yerel bilirkişi ve tanıklar öncesi itibariyle K. olarak bilinen kişilere ait tarla olan bu yerin terk edildiğini, 1985-1986 yıllarında davaya katılan A. O.'ın zeytinlik haline getirdiğini ve davacıya sattığını bildirmişlerdir. Davacının zilyetliği tek başına edinme yönünden yeterli değildir. Davacı somut olayda, satıcının eklemeli zilyetliğine dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. TMK. nun 996.maddesi hükmü uyarınca zilyet kendisine devreden kişinin zilyetliğinden yararlanabilir. Somut olayda; davacı ve satıcı A. O.'ın zilyetliği edinme bakımından kanunda öngörülen süreye ulaşmamıştır. Taşınmazın önceki maliki K. ile satıcı A. O. arasında hukuki bir bağlantı bulunmadığına göre davacının K.'ın zilyetliğinden yararlanması mümkün olmaz. Tüm bu açıklamalar karşısında, mahkemece, davacı ve satıcısının zilyetliğinin kazanma süresine ulaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 400 YTL Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazineye verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 10,10 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,10 YTL'nin temyiz edenden alınmasına 01.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy