(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17)
Recep Öztürk ile Hazine ve Umurbey Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Gemlik Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 01.04.2004 tarih ve 563/221 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı 3156,16 m2'lik taşınmazın 25 yılı aşkın bir süreden beri zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu belirterek adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, uyuşmazlık konusu taşınmazın çalılık niteliği ile tesbit dışı bırakıldığını, kazanma koşullarının davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Umurbey Belediye Başkanlığına, usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, Teknik Bilirkişi Cevdet Yerli'nin 04.12.2004 günlü rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen 3155,91 m2 taşınmaz bölümü açısından davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar - ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 3402 s. Kadastro Yasasının 14. ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil davasıdır.
Davacı, 1957 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında çalılık niteliği ile tesbit dışı bırakılan taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Taşınmaz bu niteliği itibariyle imar ve ihyaya muhtaç olan yerlerdendir. Bu bakımdan 3402 s. Kadastro Kanunu'nun 14, 17. ve TMK. nun 713/1. maddelerinde belirtilen kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihyanın bütün olumlu ve olumsuz koşullarının olayda gerçekleşmesi halinde taşınmazın edinilmesi mümkün olabilecektir. Davacının 1980 yılında taşınmazı çalılıklardan temizleyerek zeytin ağaçları dikip imar-ihya ettiği ve bu biçimde 23-24 yıldır zilyet olduğu yerel bilirkişi ve tanıklarca belirtilmiş, uzman zirai bilirkişi de raporunda; düzenli aralıklarla dikilip yetiştirilen bakımlı mahsuldar kapama kültür zeytinliği olduğunu bildirmiştir. Ancak keşifte dinlenen Uzman Bilirkişi Orman Yüksek Mühendisi Kemal Civcioğlu'nun dosyaya sunduğu 22.12.2003 tarihli rapor ve krokisi bilimsel ve teknik yönden yetersiz görülmektedir. Taşınmazın bulunduğu yörede 1948 yılında orman sınırlandırma çalışmalarının yapıldığı ve kesinleştiği, daha sonra 6831 s. Kanunda değişiklikler yapan 1744 s. Yasanın 2, 2896 s. Yasanın 2/B ve 3302 s. Yasanın 2/B maddesiyle ilgili çalışmalar yapıldığı anlaşılmıştır. Yapılan keşifte 1948 yılında yapılan orman sınırlandırmasına ait tutanaklar ile harita ve belgeler getirtilerek uygulaması yapılmamıştır. Bu sınırlandırmaya ait harita ve belgeler orman idaresinden getirtilerek dosya arasına konulması, ondan sonra yeniden yapılacak keşifte uzman orman bilirkişisi üç mühendis veya yüksek mühendis tarafından 1948 yılında yapılan orman sınırlandırmasına ait tutanak, harita ve belgeler ile az önce açıklandığı biçimde 2/B maddesine ait harita, belgeler ve tutanakların zemine uygulanması, uyuşmazlık konusu taşınmazın 1948 yılında yapılan orman sınırlandırma haritası içerisinde kalıp kalmadığının ve ayrıca daha sonra yapılan 2/B uygulamasına ait harita ve belgelere göre orman dışına çıkartılan yerlerden olup olmadığının açık bir şekilde belirlenmesi, bu konuda uzman bilirkişilerden gerekçeli rapor ve kroki alınması gerekir. Bundan ayrı taşınmazın batısında BOTAŞ boru hattı bulunduğu, dava dilekçesinde ve keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklarca bildirildiğinden TMK. nun 713/3. fıkrası gereğince, ilgili kamu tüzel kişisi durumunda bulunan hukuki yararı olan BOTAŞ'a davanın yöneltilmesi, yargılama oturumlarına geldikleri takdirde savunma delillerini sunmaları için kendilerine süre ve imkan tanınması, boru hattı için kamulaştırma yapılmış ise, buna ait kamulaştırma paftası ve belgeler getirtilerek keşifte teknik bilirkişi vasıtasıyla zemine uygulanması, kamulaştırma paftası kapsamında kaldığının anlaşılması halinde taşınmazın bu bölümünün tescil dışı bırakılmasının düşünülmesi, şayet kamulaştırma yapılmamış ise; bu takdirde boru hattının geçtiği taşınmaz parçasının eylemli olarak BOTAŞ'a tahsis edildiğinin ve böylece kamu emlakine dönüştüğünün kabul edilmesi, davacının zilyetliğinin başladığı tarihten kamulaştırma veya tahsis (eylemli elkoyma) gününe kadar davacının 20 senelik kazanma süresinin dolması, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden bulunması ve kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleşmiş bulunması halinde; boru hattı geçen taşınmaz bölümü açısından mülkiyetin tespitine, sair kısımlar için tescile karar verilmesi gerekmektedir.
Az yukarda yapılan açıklamalar gözetilerek ve belirlenen eksiklikler giderilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma, inceleme sonucu ve yetersiz orman bilirkişisi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan sebeplerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy