(4721 S. K. m. 683, 713, 982)
Dava: Mehmet Zeybek ile Naci ve Behiye Altınbaş aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının görevsizliğine dair Selendi Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 24.10.2003 tarih ve 206/146 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı tapusuz taşınmazın, 14.03.2002 günlü senetle vekil edeni tarafından davalılardan satın ve devir alındığı halde, davalıların yararlanmaya devam ettiklerini açıklayarak elatmalarının önlenilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenilmesi niteliğinde bulunduğu, dava konusu taşınmazın dava dilekçesinde belirtilen değerine göre uyuşmazlığa bakmanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli Selendi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan davacının dayandığı 14.03.2002 tarihli senet ve dava dilekçesindeki değer gözönünde tutulmak suretiyle uyuşmazlık hakkında görevsizlik kararı verilmiştir. Somut olayda; davacı ve satıcılarının dava konusu taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkının doğduğu hususunda delilleri toplanmamış ve bu husus belirlenmemiştir. Gerçekten de tapusuz bir yer üzerinde mülkiyet hakkının doğabilmesi için TMK. nun 713/1. maddesinde belirtilen koşullar altında 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edilmiş olması gerekir. Bu koşullar altında tasarruf edilen bir yer üzerinde mülkiyet hakkı doğar. Şayet davacı ve satıcılarının zilyetlikleri maddede belirtilen koşullar altında geçmemiş ise o takdirde mülkiyet hakkının doğduğundan bahsedilemez. Yerel mahkemenin, davacının mülkiyet hakkına dayalı olarak istekte bulunduğu yolundaki nitelendirmesi yerinde görülmemiştir. Bu yön gözönünde tutularak iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanılması, davacının mülkiyet hakkının doğup doğmadığının belirlenmesi, istem gözönünde tutularak davanın TMK. nun 683. maddesinde belirtilen mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi davası veya aynı Yasanın 982 ve devamı maddelerinde düzenlenen zilyetliğin korunması davası olarak nitelendirilmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Açıklandığı biçimde inceleme yapılmadan yazılı gerekçeyle uyuşmazlık hakkında görevsizlik kararı verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 7.880.000 TL. peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine 09.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy