(3402 S. K. m. 12)
Dava: Hediye Oran ve müşterekleri ile Zeliha Özkoyuncugil aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Altınekin Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.07.2004 gün ve 7/83 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi Hediye Oran ve müşterekleri vekili Hamit Özkara ( dava takipçisi ) ile duruşmasız olarak incelenmesi davalı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01.02.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Selçuk Oran ve müşterekleri vekili Hamit Özkara ( dava takipçisi ) ve karşı taraftan Zeliha Özkoyuncugil vekili Avukat Mustafa Kostak geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava konusu taşınmazın uzun yıllar önce davalının miras bırakanı Hüseyin oğlu Mustafa Keskin tarafından vekil edeninin yakın miras bırakanı Halil oğlu İzzet Oran'a satılıp teslim edildiğini, 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edildiğini kadastro çalışmaları sırasında Memiş oğlu Mustafa Orhan adına tespit ve tescil edildiğini, kayıt maliki Mustafa Orhan'ın, Hüseyin oğlu Mustafa Keskin olduğunu açıklayarak tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın vekil edeninin miras bırakanı Mustafa Keskin'e ait olduğunu, davacıların miras bırakanına satılmadığını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, kayıt maliki Memiş oğlu Mustafa Orhan'ın gaip ve yitik kişilerden olduğu, bu nedenle davanın Hazineye karşı açılması gerektiği gerekçesiyle husumet noktasından davanın reddine karar verilmesi üzerine;davacılar vekili hükmü esas bakımından, davalı Zeliha vekili gerekçe yönünden temyiz etmiştir.
123585 m2 yüzölçümlü dava konusu 215 ada 4 parsel, senetsizden 15.10.1995 tarihinde Memiş oğlu Mustafa Orhan adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacılar vekili, dava konusu taşınmazın 1957 yılında Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükümleri uyarınca yapılan çalışmalar sırasında davalının miras bırakanı Hüseyin oğlu Mustafa Keskin adına belirtildiğini, onun da satışı ile vekil edenlerinin miras bırakanı İzzet'e geçtiğini, o tarihten bu yana taşınmaza zilyet olduklarını, kayıt maliki Memiş oğlu Mustafa Orhan ile Hüseyin oğlu Mustafa Keskin'in aynı kişi olduğunu belirterek iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir. Dosya arasındaki mirasçılık belgesine göre, Hüseyin oğlu Mustafa Keskin'in tek mirasçı olarak davalı Zeliha'yı bıraktığı belirlenmiştir. Mahkemece kayıt maliki ile davalının miras bırakanı Hüseyin oğlu Mustafa Keskin'in aynı kişi olup olmadığı yönünden herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan kaçak ve yitik kişi olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Kayıt malikinin nitelendirilmesi yönünden mahkemece hataya düşülmüştür. Kaçak ve yitik kişi, "Emvali Metrûke Kanunları" olarak nitelenen kanunların uygulanması suretiyle taşınır ve taşınmaz malları tasfiyeye tabi tutulan gerçek ve tüzel kişilerdir. Bir kişinin bilinmemesi ile kaçak ve yitik kişi olması birbirinden farklı hukuki olgulardır. Mahkemenin kayıt malikini kaçak ve yitik kişi olarak nitelendirmesi bu nedenle yerinde değildir. Uyuşmazlığın niteliği gözönünde tutularak kayıt maliki ile davalının miras bırakanı Hüseyin oğlu Mustafa Keskin'in aynı kişi olup olmadığı, dava konusu yerin bu kişiden intikal edip etmediğinin belirlenmesi, ondan sonra davacıların miras bırakanına satışla geçip geçmediği ve onlar tarafından koşullarına uygun olarak tasarruf edilip edilmediğinin araştırılıp belirlendikten sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde bulunmaktadır.
Davalı Zeliha vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Az yukarıda açıklandığı üzere; davalı vekili, davanın esastan reddedilmesi görüşüyle hükmü temyiz etmiştir. Mahkemece, uyuşmazlığın esası hakkında hiçbir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Davalı vekilinin de gerekçeye ilişen temyiz itirazı bu bakımdan yerinde bulunmaktadır.
Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 400 YTL Avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacılara, aynı şekilde 400 YTL Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine ve 10,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 01.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy