(4721 S. K. m. 683) (2577 S. K. m. 2)
Rıza Kaya ile DSİ Genel Müdürlüğü, Arıt Belediye Başkanlığı ve Hacı İbrahim Kabarık aralarındaki elatmanın önlenilmesi ve eski hale getirme davasının görev yönünden reddine dair Bartın 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.03.2004 tarih ve 539/126 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili ve davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı Rıza Kaya, davalılar DSİ, Arıt Belediye Başkanlığı ve müteahhit Hacı İbrahim Kabarık aleyhine açtığı müdahalenin men'i ve eski hale iadeye ait dava dilekçesinde davalı DSİ ile müteahhit Hacı İbrahim Kabarık'ın rızasını almadan taşınmazı içinde bulunan arkını kapattıklarını, bendi yıktıklarını, onarmak istediğinde mani olduklarını, ayrıca mevcut arkı doldurup suyun akmasına mani olduklarını, bu durumların izalesini istediğinden davalıların engel olduklarını açıklayarak davalıların ark ve bendine vaki müdahalelerinin önlenmesini, mevcut arkın açılarak ve ırmağa da bendinin yapılmak suretiyle eski hale getirilmesini talep etmiştir.
Davalı DSİ vekili, davalının daha önce Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı 2002/97 esas s. davanın idari yargının görevinde olması nedeniyle reddedildiğini, o davanın Zonguldak İdare Mahkemesinin 2003/410 esasında kayıtlı bulunduğunu, açılan eldeki davada da uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı olduğunu açıklayarak mahkemenin görevsizlik kararı vermesini istemiş, ayrıca dava konusu yere idarelerinin herhangi bir müdahalesinin bulunmadığını açıklayarak davanın reddini de savunmuştur.
Mahkemece, idari yargı yerinin görevli olduğundan bahisle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından, vekalet ücreti yönünden ise DSİ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi dava, taşınmaza; DSİ, Belediye ve müteahhit tarafından su arkının kapatılması, bendinin yıkılması, arkın doldurularak suyun akmasına mani olunması biçiminde gerçekleşen müdahalelerinin önlenmesine ilişkindir. Bu haliyle dava taşınmaza haksız müdahalenin önlenmesine ilişkindir. Davacı, DSİ tarafından herhangi bir kamulaştırma yapılmadan taşınmazına el atıldığından bahsetmektedir. İdarenin eylem ve işleminden dolayı hakları muhtel olduğundan bahisle davacı idare yargıda tazminat davası açmış olup bu dava halen Zonguldak İdare Mahkemesinde derdesttir. Eldeki davada ise taşınmaza vaki müdahalenin önlenmesi istenmektedir. 2577 s. İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Yasanın 2. maddesi hangi hallerde idari dava açılabileceğini düzenlemiş ve idari dava türlerini sıralamıştır. İdari yargı yetkisi idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari Mahkemeler idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak şekilde yargı kararı veremezler.
Bu açıklamalar karşısında davacının tamamen mülkiyet hakkına dayanarak açmış olduğu davada işin esası incelenerek varsa haksız müdahalenin önlenmesine karar vermek gerekirken, adli yargı yerinin görevli olmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine ve mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre; dava görevsizlik kararıyla sonuçlandığına göre davada kendisini vekille temsil ettiren DSİ vekili lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesine göre vekalet ücreti taktiri gerekirken bundan zuhul olunması da usul ve kanuna aykırıdır.
Davacı vekili ile davalı DSİ vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10.100.000.- TL. peşin harcın istem halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 04.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy