(4721 S. K. m. 599)
Dava: Emine Çağlar ve müşterekleri ile Osman Çağlar, Mehmet Çağlar ve Hazine aralarındaki zilyetliğin korunması davasının reddine dair Kozan Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 19.12.2003 tarih ve 364/1002 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, mülkiyeti Hazineye ilişkin 844 parselin 19400 m2'lik bölümünün ortak miras bırakan Ali'ye kiralandığını, Ali'nin ölümünden sonra davalıların vekil edenlerinin yararlanmasına karşı koyduklarını ileri sürerek zilyetliğe elatmasının önlenilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, dava konusu yerin zilyetliğinin vekil edenlerinde olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kiracı Ali'nin ölümüyle zilyetliğin kesildiği ve taşınmazın davalıların zilyetliği altında bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Zilyetliğin korunmasına ait taşınmaz bölümünü kapsayan 844 parsel Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir. Davacılar vekili, taşınmazın kayıt maliki Hazine tarafından ortak miras bırakan Ali'ye kiralandığını, buna karşılık işgal tazminatı ödendiğini, Ali'nin ölümü üzerine davalı mirasçıların taşınmazı tek başına kullandıklarını ileri sürerek yararlanmalarına karşı konulmasının önlenmesini istemiştir. Taşınmazın Hazine tarafından tarafların ortak miras bırakanı Ali'ye kiralandığı, buna karşılık işgal tazminatı aldığı ve tarafların yararlanmasına karşı koymadığına göre davanın Hazineye yöneltilmesine gerek bulunmamaktadır. Hazine hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru değil ise de, hüküm redde ait olup, sonucu itibariyle doğru olmaktadır.
Taşınmazın mülkiyeti Hazineye ilişkin olduğuna göre taraflar arasındaki ilişkinin ve çekişmenin miras hukuku kuralları çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerekir. TMK. nun 599. maddesinin 2. fıkrasında Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, mirasçılar miras bırakanın ayni haklarını, alacaklarını, sair mal varlığı haklarını, taşınır ve taşınmaz üzerindeki zilyetliğini doğrudan doğruya kazanırlar... denilmiştir. Açıklandığı üzere dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetlik miras bırakan Ali'nin ölüm tarihi olan 26.2.2002 gününde anılan hüküm uyarınca taraflara geçmiş bulunmaktadır. Bir kısım mirasçıların tek başlarına taşınmaz üzerindeki zilyetliği sürdürmeleri bütün mirasçılar adına sürdürülmüş sayılır. Böyle bir yerler bütün mirasçıların (iştirakçilerin) yararlanma hakları mevcuttur. Miras bırakanın ölümünden sonra mirasçılardan bir bölümünün taşınmazdan tek başlarına yararlanmaları diğerlerinin zilyetliğinin kesildiği anlamına gelmez. Bütün bu açıklamalar karşısında, davacıların yararlanması engellendiğine göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10.100.000.- TL. peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine 22.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy