(4721 S. K. m. 713) (492 S. K. m. 13)
Dava: S. D. ile Hazine, Karayolları Genel Müdürlüğü ve Timurkışla Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil ve tespit davasının kabulüne dair Şenkaya Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 23.03.2004 gün ve 40/35 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Karayolları Genel Müdürlüğü vekili ile Hazine temsilcisi taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle Şenkaya-Gaziler Devlet karayolunun yapımı nedeniyle yol altında kalan taşınmaz bölümünün vekil edeninin mülkiyetinde bulunduğunun tespitine, geriye kalan bölümün de adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi ile Karayolları Genel Müdürlüğü vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Davalı köy temsilcisi, davayı doğrular mahiyette beyanda bulunmuştur.
Mahkemece 05.10.2003 günlü krokide gösterilen 1504,98 m2 yüzölçüme ait taşınmaz bölümünün davacı adına tapuya tesciline, 1598,88 m2'lik bölümünün davacının mülkiyetinin tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi ile Karayolları Genel Müdürlüğü vekili taraflarından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, tescil ve tespitine karar verilen taşınmaz bölümlerinin yol altında kaldığı ve dava tarihine kadar davacı ve miras bırakanı tarafından 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edildiği yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiğine, kültür arazisi niteliğinde bulunduğu ziraatçı uzman bilirkişi, sınırından geçen Şenkaya Çayı'nın aktif yatağı ve etkisi altında kalan yerlerden bulunmadığı Jeolog Uzman Bilirkişi Volkan Çil tarafından 17.06.2003 günlü rapor da gerekçeli olarak açıklandığına göre aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine temsilcisi ile Karayolları Genel Müdürlüğü vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
TMK.nun 713/1. maddesi uyarınca açılan tescil davalarında Hazine ve diğer kamu kurumları yasal hasım durumunda olup, hiçbir halde yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulamazlar. Miktarı belirtilen yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı Karayolları Genel Müdürlüğünden alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi doğru değil ise de, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden yargılama giderleri ve avukatlık ücretine ilişkin bu bölümlerin hükümden çıkartılarak hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında hükmün yargılama giderleri ve avukatlık ücretine ilişkin 5 ve 6. paragraflarının hükümden çıkarılmasına davalı Hazine temsilcisi ile Karayolları Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ve oyçokluğuyla ONANMASINA, 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına ve aşağıda dökümü yazılı 10.100.000 lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile katan 124.900.000 liranın Karayolları Genel Müdürlüğünden alınmasına 29.11.2004 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Davacı vekili, 01.04.2003 havale tarihli dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını belirttiği taşınmazın vekil edeninin 20 yılı aşkın zamandan beri zilyetliği altında bulunduğunu, ne var ki dört yıl kadar önce davalı Karayolları Genel Müdürlüğünce Şenkaya Gaziler karayolunun yapımı sırasında iş makinalarının araziyi ve üzerindeki ağaçları tahrip ettiğini açıklayarak yol altında kalan ve kamulaştırmasız elatılan yerlerin mülkiyetinin vekil edenine ait olduğunun tespiti, bu yerdeki tahrip olunan ağaçların cins, yaş ve miktarlarının tespiti, ayrıca çekişmesiz olan öteki bölüm için vekil edeni adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine temsilcisi davanın reddini savunmuştur.
Davalı köy tüzel kişiliği tebligata rağmen oturuma katılmamıştır. Keşifte davacının iddiasını doğrular biçimde yanıt vermiştir.
Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü 09.05.2003 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; bu yerdeki yol yapımına 1986 yılında başlandığını ve 1992 yılında tamamlandığını yol ve iyileştirme çalışmaları sırasında kamulaştırma hududu ve yol genişliğinin 30 m. olarak belirlendiğini bu yerdeki dere yatağının değiştirilmediğini, kamulaştırma alanının dışına çıkılmadığını, bu yerde ağaç bulunmadığını ve zamanaşımının söz konusu olduğunu açıklamıştır. Ayrıca 02 Mayıs 2003 tarih ve 5715 sayılı yazıları ile kamulaştırma sahasının dışındaki yerlere el atılmadığını, yol çalışmalarının 1998 yılında başlanarak aynı yol bitirildiğini belirterek yazı ekinde kamulaştırma plan ve haritası gönderilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne 05.10.2003 tarihli rapor ve krokide yeşil renkle boyalı 1504.98 m2 miktarlı yerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı krokide kırmızı renkle taralı 1598.88 m2 lik yere davalı Karayollarınca yol yapım çalışmaları sırasında kamulaştırmasız el atıldığı açıklanarak bu yerlerin de buralarda tahrip edilen 100'er adet 13 yaşlarındaki kavak ağaçlarının mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine kararı verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde Karayolları Genel Müdürlüğü ve Hazine temsilcisi tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya içerisinden;
Bu yerdeki yol yapım ve iyileştirme çatışmalarına 1998 yılında başlanmış ve aynı yıl bitirilmiştir. Karayolları Genel Müdürlüğünden gelen yazıya göre kamulaştırma alanı dışında çalışma yapılmamıştır.
Keşifte görevlendirilen fenni bilirkişiler; Karayollarının kamulaştırma haritasını zemine uygulamamalardır. Mahkeme huzurunda yol altında ya da dere yatağında kaldığı iddia edilen yerlerin tüm yönlerden çevresiyle birlikte fotoğrafları çektirilmemiştir.
Jeolog bilirkişi ...taşınmazın güneyindeki Şenkaya çayının zaman içersinde büyük ölçekli yatak değiştirmediğini dava tutanakları ve ifadelerden ve arazi gözlemlerinden... anladığını rapor etmiştir, iş bu rapor bilimsel verilerden uzak bir belgedir. Hava fotoğrafları getirtilip denetlenmemiştir. Ayrıca, yol yapım çatışmalarından sonra bu yerde davacı veya davalı idareler aleyhlerine zeminde ne gibi değişiklikler olduğu tek tek sayılıp denetime uygun düşecek rapor ve kroki sunmamıştır.
Keşifte dinlenen köy muhtarı ...yol genişletme çalışmaları nedeniyle 4-5 yıl önce fiilen yol haline getirildiği, genişletilen kısım altında yaklaşık 100 adet kavak ağacının kaldığını ve yol olduğunu... açıklamıştır.
Görüldüğü üzere dava ile yol yapım çalışmalarının başladığı ve bittiği tarih arasında beş yıldan fazla zaman geçmiştir. Hiçbir kişi taşınmazına haksız el atıldığını ve olduğunu iddia ettiği kavak ağaçlarının tahrip edildiğini öğrendiği andan itibaren beş yıldan fazla bir zaman bekleyip eldeki dava biçiminde dava açarak tespit istemesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Böyle bir durumda davacının iyi niyetinden söz etmek olanaklı değildir. Esasen bilirkişiler keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarından hareketle bilgi sunmuşlardır. Oysa, bilirkişiler bilimsel araştırma yapmak ve bulgularını rapor etmekle görevlidir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık anlatımı, motamot birbirinin aynıdır. Bu şekilde taktiri delil niteliğindeki beyanlara itibar etmek doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca, kamulaştırmasız el attığı ileri sürülen ve teknik bilirkişilerin raporunda kırmızı renkle boyalı 1598.88 m2'lik yerle ilgili ve bu yerdeki kavak ağaçlarının mülkiyetinin tespitine yönelik davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu bölümünü onayan çoğunluğun görüşüne açıkladığım maddi veriler ve olgular nedeniyle katılmam mümkün olmamıştır. Bu sebeplerle kararın bu bölümlerinin bozulması gerektiği kanaatindeyim. 29.11.2004 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy