(3402 S. K. m. 14) (492 S. K. m. 13)
Dava: Gogi Çelik ve müşterekleri ile Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü aralarındaki mülkiyetin tespiti davasının kabulüne dair Iğdır Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 07.05.2004 tarih ve 320/448 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalılar Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekilleri, vekil edenleri adına tesbit ve tescil edilen ana taşınmazlarla bir tüm olan dava konusu taşınmazın kanal vasfıyla 101 ada 470 parsel içinde tesbit edildiğini, tespitten önceki kazanmayı sağlayan 30-40 seneyi aşkın zilyetlik sebebiyle mülkiyet hakkının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, sebep açıklamaksızın davanın reddine, DSİ vekili taşınmaz üzerinden idarece kanal geçirildiğini, kamu malına dönüştürüldüğü için edinilmesinin mümkün olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece teknik bilirkişinin düzenlediği krokide K33 ile gösterilen 1970 m2 yerin davacı İbrahim Büyükaras'a, K35'le gösterilen 622 m2 yerin Gogi Çelik'e, K34 olarak gösterilen 638 m2 yerin Fatma Çelik'e, K36 ile gösterilen 1222 m2 yerin Mustafa Çelik'e, K32 ile gösterilen 3058 m2 yerin üzerinde de davacı Abdullah Çelik'in mülkiyet hakkının tesbitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine ve davalı DSİ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümlerini kapsayan 101 ada 549 parselin evveliyatı olan 101 ada 413 parsele ilişkin kadastro tutanağında Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, 1992 yılında Devlet Su İşleri kanalının geçmesi ile kanal vasfına dönüştüğü ve halen de kanal olarak kullanılmakta olduğunun belirlenmesi üzerine 3402 s. Kadastro Yasasının 18. maddesi hükümü uyarınca 15.04.1999 gününde kanal niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiş bilahare Iğdır 2.Kadastro Mahkemesinin 1999/388 esas, 2000/124 karar s. kesinleşmiş ilamı ile ifraz edilerek 101 ada 549 parsel numarasını almıştır.
Davacılar görülmekte olan bu dava ile kanal yapımından önce 30-40 seneyi aşkın bir süreden bu yana özel mülkiyet biçiminde tasarruf ettiklerini açıklayarak mülkiyet tespitine karar verilmesini istemişlerdir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, kanal yapımından önce bitişik ve komşu parsellerle aynı yapıda olan dava konusu taşınmaz bölümlerinin davacılar tarafından tasarruf edildiğini bildirmişlerdir. Davacılar vekilinin dava dilekçesinde ana taşınmazlar olarak bildirmiş oldukları taşınmazlar komşu parseller olup hükmen davacılar adına tesbit ve tescil edilmiştir. Dava konusu parselin ifrazını sağlayan kesinleşmiş karardan ve komşu parsellerin hükmen davacılar adına tescil edilmesinden de anlaşılacağı üzere dava konusu yerlerin mer'a, otlak gibi Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı belirlenmiştir. Taşınmaz kanal yapımı sebebiyle kamu emlaki niteliğini aldığından davacıların bu yer üzerindeki mülkiyet hakkının tespitini istemekte hukuki yararları bulunmaktadır. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre, kanal yapım gününe kadar davacıların dava konusu taşınmazları koşullarına uygun olarak tasarruf ettiği belirlendiğine göre, yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargılama giderleri ve avukatlık ücretine ait temyiz itirazlarına gelince; Dava konusu yer 470 parsel içinde tesbit ve tescil edilmiş olmakla birlikte kanala tahsis edilmek ve kullanılmak suretiyle kamu emlakine dönüşmüştür. Böyle bir yerin gerçek kişi veya kişiler adına tapuya tescili mümkün olmaz. Bu durumda, mülkiyetinin tespitine karar verilmesi gerekir. Somut olayda da; uyuşmazlık bu biçimde nitelendirildiğine göre davalılar yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumludurlar.
Bu sebeplerle davalılar vekillerinin, davacılardan İbrahim Büyükaras, Fatma Çelik, Mustafa Çelik, Abdullah Çelik'e ait bütün temyiz itirazları ile davacı Gogi Çelik'e ait aşağıda belirtilenler dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi ile hükmün davacılar İbrahim Büyükaras, Fatma Çelik, Mustafa Çelik ve Abdullah Çelik'e ait bölümlerinin ONANMASINA,
Sonuç: 3402 s. Kadastro Yasasının 14. maddesi hükmüne göre, zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilemeyen hallerde zilyedin kazanabileceği miktar kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönümü geçemez. Yargılama sırasında davacılar adına tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazların var olup olmadığını tesbit için yapılan araştırmada Tapu Sicil Müdürlüğünün 07.05.2004 günlü cevabi yazılarına ekli bilgilere göre davacı Gogi Çelik'in aynı çalışma bölgesinde yani Taşburun Köyü'nde biri kadastro yolu ile sair ikisi ise hükmen olmak üzere edindiği 3 parça taşınmazı bulunmaktadır ve bu taşınmazların toplam miktarı 46636 m2'dir. Dosyada mevcut Devlet Su İşlerine ilişkin 31.05.2001 günlü cevabi yazıya göre dava konusu taşınmazın Devletce sulandığı anlaşılmaktadır. Bu halde eğer davacı Gogi Çelik'in daha evvelce edindiği 105 ada 21, 101 ada 409 ve 104 ada 484 parsel s. taşınmazlarda Devletce sulanan taşınmazlar ise ve iktisapları 3402 s. Kadastro Yasasının 14. maddesinde sayılan belgelerden birine dayanmıyor ise davacı Gogi Çelik'in dava konusu olan yeri edinmesi mümkün olmaz. Mahkemece bu husus tam olarak araştırılmadan yazılı biçimde davacı Gogi Çelik'in davasının kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup, hükmün Gogi Çelik'e ilişen bölümünün yukarda anlatılan sebeplerle BOZULMASINA ve 2588 s. Kanunla eklenen 492 s. Harçlar Yasasının 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına ve aşağıda dökümü yazılı 10.100.000.-lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 30.400.000.-liranın temyiz edenlerden DSİ Genel Müdürlüğünden alınmasına 27.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy