(3402 S. K. m. 14)
Dava: F. Hadise ile Hazine ve S. Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair İncesu Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 13.05.2004 gün ve 164/369 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir.
Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.12.2004 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat T. Yavuz ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat A. Örücü geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, miras, taksim ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetliğe dayanarak dava konusu 387 ada 1 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, Hazine adına tapulu olması nedeniyle, S. Belediye Başkanlığı vekili, imar uygulaması ile belediye adına paylı olarak tescil edildiği gerekçesi ile davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, öncesi itibarıyla Hazine adına tapulu olan ve okul yapılmak üzere tahsis edilen taşınmazın zilyetlik ile kazanılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, belirtme öncesi kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki nedenine dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Esası 196 ada 1 parsel olan dava konusu 387 ada 1 parsel, 2.10.1987 gün 48 sayılı Hazine tapusu kapsamında kaldığı belirtilerek 10.7.1996 tarihinde yapılan kadastroda Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 24.6.2002 tarihindeki imar uygulaması ile 387 ada 1 parsel numarası ile paylı olarak Hazine ve belediye adına tescil edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Dosya arasındaki bilgilere göre kadastro sırasında uygulanan tapu kaydı Toprak Komisyonunca 1964'de yapılan çalışma sonucu Hazine adına tescil edilmiştir. Belirtme tutanağında; uygulanan 1937 tarih 871 tahrirli vergi kaydının değişken sınırlı olduğu, miktarı ile geçerli olacağı, fazlasının bitişikteki hali-meradan elde edildiği belirtilerek Hazine adına tespit yapılmıştır. Her ne kadar keşif de dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları belirtme tarihinden geriye doğru davacı ve miras bırakanlarının kazanmaya yeterli zilyetliklerinden haber vermişlerse de öncelikle meraya ilişkin uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekir. 23 nolu Toprak Komisyonunun Mera Norm Kararı ve paftası getirilmesine rağmen yerine uygulanmamıştır.
Taşınmazın niteliğinin belirlenmesi yönünden komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve varsa uygulanan kayıtlarda getirilerek yerlerine uygulanmamıştır. Komşu parsel tutanakları ve bulunması halinde uygulanan kayıtlar eksiksiz olarak getirilerek taşınmaz başında yapılacak keşifte harita mühendisi marifeti ile mera paftası ile birlikte zemine uygulanmalı, dava konusu taşınmazın niteliği duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, teknik bilirkişi tarafından Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde krokisine işaretlenmelidir.
Taşınmazın kadim mera olduğunun tespiti halinde zilyetlik süresi neye ulaşırsa ulaşsın kazanılamayacağı düşünülmelidir. Bundan ayrı; Davacının miras bırakanı adına kayıtlı olan dayanak 1937 tarih 871 tahrirli vergi kaydının sınır itibarıyla uyuşmazlık konusu taşınmaza uyduğu keşif de belirtilmiş ise de güney sınırının genişletmeye elverişli tepe sınırı içerdiği ve kaydın miktarı ile geçerli olacağı göz önünde bulundurularak kadastro sırasında her hangi bir parsele uygulanıp uygulanmadığı hususunun araştırılması gerekmektedir. 387 ada 1 parselin, Milli Emlak Müdürlüğü tarafından 4.9.1996 tarihinde okul yapılmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı'na tahsis edildiği dosya arasındaki bilgilerden anlaşılmaktadır. Kamuya tahsisli bir yer özel mülkiyete konu olmaz ise de tespit kararının verilmesine engel değildir. Davacının tescil isteği tespiti de kapsar. Toplanacak deliller karşısında davacının mülkiyet hakkının oluştuğu sonucuna varılırsa bu yerin davacıya aidiyetinin tespitine karar vermek gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçeler nedeni ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile eksik araştırma ve incelemeye dayanan yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 400 YTL. Avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine ve 10,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 22.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy